Mü'minun Suresi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mü'minun Suresi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Aralık 2011 Salı

Mü'minun Süresi'nin Anımsattıları

 Mü'minun süresinin meali çok tanıdık aslında, sık duyduğumuz cümleler belki de. Ancak bu cümleler üzerinde bugüne kadar çok da detaylı düşünmemiştim (Meal konusunda daha çok yol almam gerektiğinin farkına vardıran sebeplerden). Mü'minun suresinin ilk 9 ayetinden bahsediyorum; kurtuluşa eren mü'minlerin vasıflarının anlatıldığı; çok iyi bilmemiz ve yaşamamız gereken.

  Kısa kısa nelerden bahsettiklerini söyleyeceğim, tam meali herkes bulabilir diye düşünüyorum.
 * 1. ayette mü'minlerin felaha kavuştukları vurgulanarak başlanıyor; iman etmenin verdiği huzur diye tanımlıyorum ben kendi acziyetimle.
 * 2. ayet bana namazın hayatımızdaki yerini bir kere daha vurguladı. Ve bu ayet sadece namazı kılıyor olmayı değil; huşu içinde (teslimiyet halinde) namaz kılmanın gerekliliğini vurguluyor. Öyle ki; mü'min zaten namazını kılan olmalıdır der gibi.
 * 3. ayet yine 'Ah!' dedirtenlerden. 'O mü'minler ki; boş söz ve işlerden yüz çevirirler.
 * 4. 'de zekat vazifesini yerine getirme vurgulanıyor.
 * 5. ise iffet; gün geçtikçe değersizleştirilen kavramlardan.
 * 6.'da ise iffetine sahip çıkan mü'min için evlilik müessesiyle zaten helal dairede her istediğini yapabileceği vurgusu yapılıyor. Sabrın önemini hatırlıyorum ben burada yine.
 * 7. 'Kim bu helal daireden ötesini isterse, onlar haddi aşanlardır.' diye şiddetli bir uyarı yapılıyor.
 * 8. Ve mü'minlik vasfının olmazsa olmazı tabi ki; emanete riayet etmek. Efendimizin Emin olarak tanınması da en önemli yol göstericimiz olsa gerek.
 * 9. Tekrar dinin mihenk taşı diye tanımlayabileceğim namaza dönüş yapılmasının hikmetli diye düşünüyorum.

Ve bu ayetlerin bana anımsattıkları;

 İlk olarak bu vasıfların tanımlandığı ayetlerde bireysel ibadetlerden(namaz dışında) daha çok toplumsal hayatı düzenleyici kuralların vurgulanması dikkatimi çekti. Bizim dinimiz toplumda en huzurlu şekilde yaşayabilecek kuralları bize sunuyor aslında. Biz Kur'anı hakkıyla yaşayabilsek, ticaretle uğraşan, eşlerinin her birine vakit ayıran, 'emin' sıfatıyla tanınan, 'İşçiye altının teri soğumadan ücretini verin.' diyen bir peygamberin dediklerini hayatımıza öncü edinsek; bugün ne kapitalizmin sömürüsünden, ne kadına şidddetten, ne de insanlar arasındaki korkunç sorunlardan bahsediyor olurduk.

 Ve ikinci olarak babamın hep dediği; 'İslam toplumsal hayatın en güzel yaşanması için kuralları koymuştur, kim toplumda sorun çıkartıp her ibadetimi yapıyorum deyip, köşesine çekiliyorsa bana göre İslamı tam manasıyla yaşayamıyordur.' dediği geliyor aklıma. Belki, ince bir çizgi bu, bilemiyorum. Ama yukarıdaki ayetlerde farz olan oruç, hac gibi ibadetlerden önce diğer şeyler vurgulanıyor.Ve biri ben bütün farzları yerine getiriyorum deyip, başka biri hakkında dini yükümlülüklerini yerine getirmiyor diye gıybetini yapıp boş sözler(3)den yüz çevirmiyor, emanet(8) edilene zarar veriyorsa toplumsal kurallarda tökezlemiş oluyor, ve vasıfları yerine getirememekle sonlanıyor bu durum.

 Rabb'im mü'min vasıflarını taşıyanlardan olmayı nasip etsin inşAllah.
 Duayla kalasınız.