Yolculuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yolculuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Aralık 2012 Pazar

Bir Günün Halleri

 Hayatımızda zorunlu olarak yapmamız gereken şeyler olduğunda bir şekilde onları hayatımıza yerleştiririz. Ve onları yapınca günümüzü, zamanımızı değerlendirdik sanır, vicdan rahatlığıyla uyuyabiliriz. Belki!

  Böyle olmaması gerektiğine inanıyor olmam; 'Boş' diye tanımladığımız zamanların planlanması gerektiğini düşündürüyor bana. Yine zamanın kıymetini bilemediğimi düşünüp, 'Nasıl yapsam?' diye düşündüğüm zamanlardan birindeydim; ara sıra ziyaret ettiğim productivemuslim.com'a girdim. Yazının konusu verimli bir gün planının nasıl olacağına dairdi. Mutlandım, okudum ve kendime göre uyarladım, eksiği ve fazlalarıyla.

  Boş diye ithaf ettiğiniz bir günde bile bir programınızın olması size sıkıcı ve yorucu mu geliyor bilemem ama, bana iyi hissettiriyor. Zira 'boş vakit' diye geçirdiğim zamanlarda hesabını nasıl vereceğim diye düşünmek daha zor geliyor, mesela 'Çok ders çalışmıştım, 2 günümü bomboş geçirmeyi haketmiştim.' desem haklı bir sebep sunmuş olacak mıyım diye düşün/üyorum/meliyim.

  Tabii her zaman böyle şuurlu ve mantıklı olamıyorum; olmak için adımım olsun, programıım zamanımı değerlendirme duam olsun diye düşündüm. -böyle kocaman bir girizgâhla sıkıcı olmayı başardım bile, aferin.-



Sabah halleri:
 Sabah için en önemli mesele namaz için uyanabilmeyi başarmaktan sonra, namazdan sonra uyanık kalabilmeyi başarmak. Ben bunu başaramadığımda güne eksik başlamışım hissiyle uyandığım için, psikolojik olarak 1-0 yenik başlıyorum.

 - Namaz + Dua : Namaza uyanabilmek için öncelikle uyanacağına kendini ikna etmiş olmalı, ve uyumadan dua etmeli. Ben tanıdıklarımda görüyorum bazen; daha yatmadan 'Ben sabah namazlarına kalkamıyorum, uyanabilir miyim bilmem ki.' diyor, ve uyanamıyor hakikaten. Kalktıktan sonrasını;
         *sabah namazı ve ardından duamız
         * Kur'an-ı Kerim hatmimiz
         * meal okumamız
  şeklinde değerlendirilebiliriz.

Kerâhat Vakti : Kerâhat vaktini uyanık durup, o vakti değerlendirme sünnetini verimli bir zaman tanzimi için benimsemek lazım diye düşünüyorum. -gece erken yatmayı sevmeyenler için zor bir durum tabi ki.- Kerâhat vaktiyle ilgili hadislerin hangileri sahih bilmiyorum ama, ben o saatlerin bereketine inanıyorum. O vakti(45 dk) - şehirden şehire değişiyor, 6.50-7.00 civarı başlıyor şu günlerde-;
        * Günün planını yaparak; -herkesin program tarzı farklıdır tabi, ben belli aralıklarda neler yapacağımız yazıyorum mesela.-
        * Aylık planlarımızla -kitap planı, ders planı, ziyaretler-
        * Kitap okumalarıyla
        * Zikir/tesbih ile
        * Blog yazısı hazırlayarak =)
değerlendirebiliriz.

- Duha Namazı : Kerâhat vaktinin bitiminden öğle Kerâhatinin girmesine kadar kuşluk vakti dediğimiz zamanda kılınan namazdır. Efendimizin Ebu Hureyre'ye tavsiye niteliğinde söylediği rivayet ediliyor. İki, dört, altı istediğiniz rekat kılabiliyoruz.

  Sabah hallerini böyle güzel geçirdikten sonra, rahat rahat ütü yapıp, kahvaltı edip gideceğiniz yere hazırlanıyoruz :) Ben acele işleri hiç sevmediğim için, ve çok uyuduğumda mutlu olmadığım için sabahı değerlendirmek güne çok mutlu başlamama sebep.

Yol-Bekleme halleri :
 Evden çıkınca; 'Bismillahi tawakkaltu allah lah la hawla wala kuwata ila billa'
 Zamanımızın bir çoğunu da yolda ya da bir şeyleri/birilerini bekleyerek geçirebiliyoruz. Eğer hazırlıklı olursak, bu zamanlarımızı hem sıkılmadan, hem verimli geçirebiliriz. Ben 'Malzemelerim yanımda olduğu müddetçe, beklemek sorun değil.' derim :) Neler mi onlar;

 - Kitap;her daim olması gereken
 - Mp3ümüzü (ya da benim gibi telefon) güzel şeylerle(Kur'an-ı Kerim, ezgiler, ben pek kullanmıyorum ama sesli kitap) doldurmak -Productivemuslim: İslamize it :)-
 - Ya da süpper radyo programları olabiliyor, radyo dinlemek çok eğlenceli bi' şey bence.
 - Defter; An notları yazabiliriz, buluşmalarımızı, günlerimizi planlayabiliriz vs.
 - Tefekkür

 İş- Okul Halleri:
  Ve sonrasını yaptığımız, bulunduğumuz ortama göre düzenleme yapmalı. Orada da
 * Namaz vakitlerini önceden düşünüp hangi arada hangi namaza gitmen gerektiğini planlayalım ki, sonra 'Aa unutmuşum' demeyelim.
 * Aralardaki 'boş zaman'ın niteliği ve uzunluğuna göre yukarıdaki gibi aktiviteler de eklemek mümkün :)

  Bööyle uzun bir yazıdan alabileceğimiz biricik şey bile olsa mutluluktan uçarıım ^^
  Zamanın kıymetini bildiğimiz günlerimiz olsun inşAllah.
  Muhabbetle.

Dipnot 1: Ajandamız olmalı :) Ben Metis'in ajandasını çok seviyorum, 2013 de geliyorken söyleyeyim dedim.
Dipnot 2: Ben plan-program konusunda yazı yazacağım vaadi verdiğimde meraklananlar olmuştu, beklentileri mi yükselltim, ya da beklentiler ne yöndeydi bilemiyorum ama umuyorum ki işinize yarar.

19 Aralık 2011 Pazartesi

Otobüste Farkettim Ki.

  Haftasonu başkaları için küçük, tipsiz bir şehir olan, benimse olmayı çok sevdiğim bir şehir olan yerdeydim; ailemi barındıran şehirde. Dönüş yolunda yanımda oturan teyzeyle konuşmalı mıyım diye düşünürken ve konuşmamakla sonuçlanırken aklımdan geçenlerin yansımalarından bahsedeceğim.

  Düşündüm de; 8 yıldır düzenli şehirler arası yolculuk yapıyorum. Lise1'de Ankara yolunda buldum kendimi. Şimdi lise1 öğrencileri gözüme küçük geliyor, meğer ne küçükmüşüm ben de diyorum. Küçük halimle ailemden uzakta olmak zor gelmiyor değildi tabi, bu sebepten 2 haftayı geçirmezdim eve gitmek için. Müdür yardımcımızdan cuma günü son derslere girmemek için izin istediğimde; 'Eda şu camdan seslensem ailen duyacak kadar yakın, gidip napacaksın?' diye dalga geçerdi benimle. Ama bana cuma akşamı gidip pazar öğlen dönmek bile iyi geliyordu. Lise1'de ortalama 35 kez falan otobüse binmişimdir sanırım.

 Lise2'de gitmeler azaldı. Hayır hayır alıştığımdan ya da gitme gereği duymadığımdan değil. Dersaneye başladım, Öss maratonu başlıyordu yavaştan. Ama ben yine de dersaneyi asıp gidiyordum. Lise2'de de 20 kez falan otobüs yolculuğu yapmışımdır.

 Lise3 de Öss maratonun tamamen içine girmiştim, az gidebiliyordum. Rehber hocam izin vermediği için eve gidemediğim, ve ağladığım zamanlar olmadı değil. Lise3'e geçtiğim yaz da gidip geldiğim için sınavlardan dolayı, lise3'te de 15 kez falan otobüs yolculuğum olmuştur.

 Bundan sonra artık yolculuklar İstanbul'a olmaya başladı. Ve üniversitede durumlar daha farklıydı, haftasonları da yapılacak şeyler olduğu için eskisi kadar sık gidemiyordum. 5. senemdeyim, ortalama 70 defa falan da üniversitede yolculuğum olmuştur.

 Yani 8 yıldır, yaklaşık 140, gezmeleri falan da dahil edersem 150'yi aşan yolculuk hallerim olmuş. Bunların yarısı arkadaşlarımla yaptığım yolculuklardır,zira lisede de, üniversite de yakın bir şehirde oturan arkadaşlarım vardı.

  Yalnız yolculuk yaptığım zamanları düşünüyorum da, lisedeyken daha çok insanla tanışmıştım. Son zamanlarda yanımda oturan insanla ilişkim 'Merhaba. Geçebilir miyim?' den öteye geçmemeye başladı. Nedir ki sebebi?

* Birinci ihtimal; lisede küçüktüm, şirindim. İnsanlar bu çocuk nereye gidiyor diye merak ediyorlardı, ondan konuşuyorlardı.
* İkinci ihtimal; o zamanlar daha konuşkandım.
* Son ihtimal; artık herkes ya önündeki TV'yi izliyor, ya mp3'ünden bir şeyler dinliyor; yanındakine ihtiyaç duymuyor.

Tam olarak çözümleyemedim, hayırlısı olsun deyip bağlayayım :)

'Otobüs Arkadaşları' yazımda görüşmek üzere :)