Her işe 'Aa bunu da yapabilir miyim ki?' gözüyle baktığım için bazen kızıyorum aslında kendime. Her şeye burnunu sokmak çok da güzel bir huy değildir bana kalsa. Ama bu 'el sanatları' konusunda olunca dayanamıyorum, 'denemek lazım' demekten alamıyorum kendimi.
Okulumun en sevdiğim özelliklerinden biri seçmeli ders olarak istediğimiz bölümden ders alabilme imkanımızdı. Evet ben de Güzel Sanatlar bölümünden bir kaç ders almadan durmadım. Bu dönemki derste ise yağlı boyaya geçecektim, ama topu topu bir tablo boyayabildiğim için akrilik boyada kalıverdim.
Akrilik boya suyla açılan, ve çok çabuk kuruyan bir boyaymış, ve ben sevmezmişim onu öğrendim. Renkleri birbirine geçireyim derken kuruyuverdi, bana da sinirler geliverdi. Hocam da 'Nolduu, neden üzülüyorsun?' diye yanıma gelip fikirler vermese bırakacaktım belki de :)
Bu kadar girişten sonra, son hali için yeterince meraklandınız sanırım, amacım bu değildi ama hadi bakalım:
Benim içime sinmese de hocacığım sağolsun, sergiye çıkmaya layık gördü.
Sevgiyle, sanatla kalasınız.
Dipnot: Şaban ayı ilerliyor, 10 günü geride bıraktık bile, kıymetini bilmek için dua etmeli.


