Sahi ben kışı pekâla seviyorum. Kerâhat vaktini değerlendirebilmenin kolaylığını mesela, güne mayışmadan başlamanın güzelliğini ve kış gününün kısalığına rağmen uzunluğunu, gecesinin bi' hayli tatlılığını.
Kat kat giyinmeyi sonra, annemin 'Eda o kadar şeyin içinde nasıl sıkılmadan durabiliyorsun.' sorusuna gülümseyerek 'Seviyorum.' demeyi. Dışarı çıkarken eldivenimi, atkımı kuşanıp kendimi her zorluğa hazırım dercesine kendinden emin vaziyette buluşumu.
Soğukta yürümüş yürümüşken bir andan sıcak bir dükkana girdiğimde gözlüklerimin buğulanışını, gözlüğümü eldivenimi çıkarıp rahatlamış halde selam verişimi bir de.
Nasıl unuturum, yolda yürürken çıkan garç-gurç sesini tabii.
kış fotoğraflarımı paylaşmayı bir de.
-özlemişim-
Bunları hissedebilmek için 'yavaşla'mam gerektiğini hatırlatan kitapları da.
Kar ritüellerini şenlendiren, mutluluk sebepleri.
Kar ritüelleriniz olsun.
Tüm bunlar böylesine güzelken, kar/kışın üşümek, korku ifade ettiği insanların olduğunu düşünmek, hayatlarının sadece evden karı izlemek kadar güzel olmadığını bilmek, kar ritüelimize eklememiz gerekenleri hatırlatıyor.
Sevgimiz eksik olmasın.



.jpg)




