Blog yazmaya başladığımdan bu yana çekilişlere hep mesafeli oldum. Emirvari sıralanmış bir takım görevlerden sonra sıraya girmek gibi şeyler samimiyetsiz geldi çoğu zaman. -istisnalar var tabii- Ve gelen hediyeleri sergilemenin de reklam yaparmış gibi olduğunu hissettim bazen.
Zaman zaman samimiyetini bildiğim bloglarda çekilişler gördüm, belki olabilir dedim ben de hiç bir şart koymadan çekiliş yapsam da hediye etme sünnetini yerine getirsem mi diye düşündüm düşündüm, sonra sevmediğim çekiliş yazılarından gördüm yine, vazgeçtim.
Yine bir gün samimiyetini bildiğim -bu bilme, bir nevi hissetme aslında, nasıl olduğunun farkında varmadan olan- birinin, -hani şu hamarat olan Hamarat Kedi- tatlı çizimlerinin de içinde bulunduğu blogunun 1. yılının mutluluğuyla bir hediye çekilişi düzenlediğini gördüm, dayanamadım ve yorum yazdım. O çizimleri öyle içten istemiş olmalıyım ki, bir gün sevgili Aynur'dan bir mesaj geldi; meğer kazanan benmişim. Tam da internete girmediğim zamana denk gelmiş çekiliş sonucunu yazdığı yazı, yoksa ben kaçırır mıydım? -sevdiğim blogların her bir yazı güncellemesini okumaya çalışırım sevgili okuyan- sevmek, sevgi, sevgili ne güzel kelimeler.
Aynur'un hediyeleri elime ulaşıp, kucakladığımda bir çekiliş süreci ne kadar içten olabilirmiş, bir kutu nasıl samimi bir arkadaşından hediye almış gibi düşünülerek hazırlanabilirmiş görmüş oldum ^^
Ve 1. olarak uzun zamandır olan çekilişlere katılmama kararımı, ardından da gelen hediyeleri sergilemek reklammış gibi düşüncemi aşmış oldum. Zira böyle incelikleri anlatmasam olmazdı; ve dahi güzellikleri anlatalım güzellikler artsın inşAllah diyorum.
İçtenliğinizi kaybetmeyesiniz.
Muahbbetle ^^
Dipnot: Sizin göremediğiniz daha başka tatlılıklar da var aslında, onlar da bana kalsın. Aynur'cuğum teşekkürümü bir de buradan yapmalıydım!
MutlulukSebebi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MutlulukSebebi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Mart 2013 Perşembe
12 Aralık 2011 Pazartesi
Sonbahar'ı Ucundan Yakalamanın Sevinci Ve Kırmızı'nın Güzelliği.
Fotoğraf çekerken ayrı mutluluk, düzenlerken alakasız fotoğrafların yan yana gelmesiyle beklenmeyen uyumun ortaya çıkışının verdiği ayrı mutluluk yaşadığım. Güzel anları topladığım bir kutu fotoğraf. Fotoğraf çekmek anlamlı bende, bazen tefekkür, bazen farkındalık sebebi.
Ancak bütün bunlar fotoğrafı bende anlamlandırırken, bazen soruyorum kendime; paylaşma isteği neden diye. Onay almak için mi, yoksa alkış ya da güzel iltifatlar. Hayır ben 'Harika fotoğraflar' dendiğinde mutlu olmuyorum, 'Bu fotoğraf beni şuraya götürdü, bana şunu hatırlattı.' denildiğinde hissettiğim sıcaklık kadar. Ortak paydada buluşabilmek için sanırım tüm bu paylaşma isteği.
Haftasonu neler yaptım, paylaşayım o zaman :)
Okulumdaki sonbaharı yakalamanın sevincini yaşadım.
Asprin niteliğindeki sevdiklerimin çiçekleriyle mutlu oldum sonra.
Denizin ve gökyüzünün keyfini çıkardım bir mavisever olarak.
Ve kırmızıyla arkadaş oldum. Güzelliğine hayran kaldım.
Ancak bütün bunlar fotoğrafı bende anlamlandırırken, bazen soruyorum kendime; paylaşma isteği neden diye. Onay almak için mi, yoksa alkış ya da güzel iltifatlar. Hayır ben 'Harika fotoğraflar' dendiğinde mutlu olmuyorum, 'Bu fotoğraf beni şuraya götürdü, bana şunu hatırlattı.' denildiğinde hissettiğim sıcaklık kadar. Ortak paydada buluşabilmek için sanırım tüm bu paylaşma isteği.
Haftasonu neler yaptım, paylaşayım o zaman :)
Okulumdaki sonbaharı yakalamanın sevincini yaşadım.
Asprin niteliğindeki sevdiklerimin çiçekleriyle mutlu oldum sonra.
Denizin ve gökyüzünün keyfini çıkardım bir mavisever olarak.
Ve kırmızıyla arkadaş oldum. Güzelliğine hayran kaldım.
Sevgiyle kalasınız :)
Duayla.
Etiketler:
Fotoğraf,
MutlulukSebebi,
Objektifimden
30 Eylül 2011 Cuma
Çekmekten Usanmadığım Yer; Köyüm.
Yağmurlu bir Eylül günüydü. Vedalar başlamıştı. Anneanneye de Allahaısmarladık denmeliydi, sıla-i rahim unutulmamalıydı. Köyüm'e doğru yola çıkıldı.
Yağmura yakalanmadım, anneannenin duasının hikmetiydi belki kim bilir (O(c.c) bilir!). Durakta beklerken gözümü takılan kareler oldu.
Anneannenin yaşadığı köydü sevilen.
O'nun şu kapının önünde oturması, 'Sizi bekliyordum.' demesiydi mutlu eden. Ki o kapı için benim peşime takılan arkadaşlarım vardı. O kapının mavisi huzur demekti. Geniş bir kapıydı, çünkü o kapının geleni pek çoktu.
Lastik ayakkabıları bilir misiniz ? Bahçeye girmek için kullanılır, ya da köyde çoğu zaman kullanılır. Onlarla bahçede ayağından çıka çıka dolaşmaktı sevilen.
Ve penceresi sevilir. Anneannenin orada oturup çocuklarını, torunlarını beklemesi sevildiği gibi. Her pencerede biraz hüzün, biraz umut yok mudur sizce de?
Benim anneannem tavuk aşığıdır desem abartmış olmam bence :) Bazen derdidir tavuklar, yumurtladıklarında neşesi, yavruladıklarında sevincidir. Anneannenin yumurtalarıyla mutluluğuydu sevilen.
Köyüme olan sevgimi dinlediniz :)
O halde hoşça kalasınız!
Etiketler:
MutlulukSebebi,
Objektifimden
12 Eylül 2011 Pazartesi
Kardeş Hediyesi.
Kardeşimi tanımayan kalmadı heralde. Gülmeme sebep insancık. Tabi ki arada bir deli eder beni o ayrı. Bazen lafları şaşırtır, bazen çocukluğunu gösterir. Ama beni iyi tanıyanlardan biridir o :) 'Abla sen bunu beğenmezsin kesin.' ya da 'Aaa abla bak tam senin istediğin gibi.' demeyi de unutmaz.
Doğum günüm geçti biliyorsunuz. Kardeşciğim de pazardan ablacığına bayram harçlıklarından kullanıp antika tarzda bir oyuncak araba almış. E demiştim ben benim sevdiğim şeyleri bilir diye :)
Hoşça bakın zatınıza :)
Doğum günüm geçti biliyorsunuz. Kardeşciğim de pazardan ablacığına bayram harçlıklarından kullanıp antika tarzda bir oyuncak araba almış. E demiştim ben benim sevdiğim şeyleri bilir diye :)
Bebeğiyle de fotoğrafını çekmezsek olmazdı değil mi ama?
Etiketler:
MutlulukSebebi,
Objektifimden
24 Nisan 2011 Pazar
Mutluluk Sebeplerim Var.
Öncelikler selamlar efendim, sık yazamamanın verdiği buruklukla başlıyorum yazıma. Ama mutluyum. Bir kere her ne kadar bahar yüzünü gösterip gösterip kaçsa da, bahar tatilime girmiş bulunmanın mutluluğundayım. Memleketime gelmek, ailemle kahvaltı yapmak gibi keyiflerin en hasını yaşiyorum(yuppi!) :) Sonracıma (küçükken çok kullanırdım:) kardeşceğizime kavuştum, 2 ay oldu biliyor musunuz yahu.Şurada bu sene şehir dışına çıktığından, şurada da mektubundan bahsetmiştim. Hasret zor şey vesselam. Daha neler var bakalım size anlatmayı istediğim. Yine güzel bir yemek mekanı keşfettik. Yine Taksim. Yine kebap :) Gani Gani Şark Sofrası'ndan bahsediyorum. Eski zamanlara dönüp, bir köy esintisi hissetmek isterseniz hemen oraya kaçın derim. Kendimizi çekmekten, mekanın düzgün fotoğrafını çekememişim pek ama güzel olmasa da fikir vermesi açısından göstereyim:
Eveet sofrada yemek yiyorsunuz. Bilmem siz sever misiniz, ama ben çok severim. Oda oda ayrılmış olması da ayrı güzelliği, çok rahat bir mekan :)
Bunlar da merdivenin kenarlarındaki mekana daha da nostaljik bir hava katan aksesuarlar. Yalnız ben İbrahim Tatlises'e takıldım. Zamanında gençmiş baya =)
Burası bizim odadan gözüken merdiven boşluğu. Bu arada bizim odanın adı 'Segi'ydi.
Eskiden kalma radyomuzda vardı :) Akıllılık edip içine hoparlör koymuşlar, müzik sesi oradan gelince; biz 'Aaa ses ondan geliyor.' gibi hayali şeyler söyleyince bir baktım içince hoparlör var. Hayal kırıklıkları :)
Böyle aksesuarlar da vardı odamızda. Bence gidin :)
Gitmek isterseniz bana mail atın tarif ederim.
Hoşça kalasınız, duayla kalasınız.
Etiketler:
GittimGördüm,
Hal'im,
MutlulukSebebi
14 Nisan 2011 Perşembe
Yine beni seven bir çiçek varmış!
Bu çiçekler yine aynı mutluluk sebebi insandan. Seviyorum O'nu, O kim mi, O tatlı mı tatlı muuniss, kedi canını O'nun :) Sevgili ev arkadaşım.
Hoşça kalasınız.
Etiketler:
MutlulukSebebi,
Objektifimden
30 Aralık 2010 Perşembe
Bir Zarfa Ne Kadar Mutluluk Sığar?
Mektup.
Bazı konularda 'geri kafalı' denilmesine hiç aldırış etmediğim gibi bu konuda da aynı soğukkanlılıktayım. 'Artık mektup mu kaldı.' cümlelerine inat, mektup yazmak inanılmaz derece anlamlı ve eğlenceli benim için.
Mektup, duyguların en saf haliyle kağıda döküldüğü ana şahit,
Mektup, 40 yıl sonra bile seni mutlu edebilecek vefaya sahip,
Mektup, kilometrelerce ötedekiyle aranda patika.
Mektup, çok şey vesselam :)
Karakterlere sığdırılmaya çalışan 'sms'lerle, 'mektup' nasıl karşılaştırılabilir ki? Mektuptaki harfin şekli, yazının düzeni, düzensizliği bile çok şey anlatır karşıdakine, oysa mekanikleşmiş karakterler öyle mi?
Ortaokuldayken, en yakın arkadaşımla(nam-ı diğer Kankim:) mektuplaşırdık, ne hoş olurdu. Ve her bir mektupta bir süpriz olmalıydı. Bu konuda benim işim kolaydı, O'nun çok sevdiği bir sanatçı vardı, onun posterlerini gözetlerdim, alırdım süpriz olurdu, ama kankim çok zorlanırdı. Benim'Ben bu sanatçıya hayyyraanım yahu!' dediğim biri hiç olmadığı için sevmediklerimle beni kızdırırdı, işte böyle masum, eğlenceli, duygulu şeydir mektup.
'Mektup' konulu yazıyı yazmana ilham nedir derseniz...
Hayatımda beni en çok duygulandıran mektuplardan birini aldım dün. Kimden biliyor musunuz hem de, erkek kardeşimden. Sizi, benim arkadaşlarımı şaşırttığı kadar şaşırttı mı bilmem ama beni sınav stres, sıkıntı benzeri şeylerin arasında duygulandırdığı kadar, 32 diş sırıtmama da vesile oldu. Yaklaşık 7 yıldır ailemden uzakta yaşıyorum, ama kardeşimin eve gidişlerimde orda olmasıyla, benimle aynı anda onun da uzakta olması ya da aynı anda eve gitmemiz ya da daha da hüzünlüsü, bazen gittiğimde evde olmaması hiç aynı özlem değilmiş şaşırarak anlıyorum bunu bu yıl.
...
Ve ben bir mektup zarfına neler sığabilirmiş dün öğrendim!
Bir mektup zafı o kadar genişmiş ki, kocaman bir tebessüm, tarif edilemez duygular ve kucak dolusu mutluluk sığarmış.
'Mektup'suz kalmayın derim.
Bazı konularda 'geri kafalı' denilmesine hiç aldırış etmediğim gibi bu konuda da aynı soğukkanlılıktayım. '
Mektup, duyguların en saf haliyle kağıda döküldüğü ana şahit,
Mektup, 40 yıl sonra bile seni mutlu edebilecek vefaya sahip,
Mektup, kilometrelerce ötedekiyle aranda patika.
Mektup, çok şey vesselam :)
Karakterlere sığdırılmaya çalışan 'sms'lerle, 'mektup' nasıl karşılaştırılabilir ki? Mektuptaki harfin şekli, yazının düzeni, düzensizliği bile çok şey anlatır karşıdakine, oysa mekanikleşmiş karakterler öyle mi?
Ortaokuldayken, en yakın arkadaşımla(nam-ı diğer Kankim:) mektuplaşırdık, ne hoş olurdu. Ve her bir mektupta bir süpriz olmalıydı. Bu konuda benim işim kolaydı, O'nun çok sevdiği bir sanatçı vardı, onun posterlerini gözetlerdim, alırdım süpriz olurdu, ama kankim çok zorlanırdı. Benim
'Mektup' konulu yazıyı yazmana ilham nedir derseniz...
Hayatımda beni en çok duygulandıran mektuplardan birini aldım dün. Kimden biliyor musunuz hem de, erkek kardeşimden. Sizi, benim arkadaşlarımı şaşırttığı kadar şaşırttı mı bilmem ama beni sınav stres, sıkıntı benzeri şeylerin arasında duygulandırdığı kadar, 32 diş sırıtmama da vesile oldu. Yaklaşık 7 yıldır ailemden uzakta yaşıyorum, ama kardeşimin eve gidişlerimde orda olmasıyla, benimle aynı anda onun da uzakta olması ya da aynı anda eve gitmemiz ya da daha da hüzünlüsü, bazen gittiğimde evde olmaması hiç aynı özlem değilmiş şaşırarak anlıyorum bunu bu yıl.
...
Ve ben bir mektup zarfına neler sığabilirmiş dün öğrendim!
Bir mektup zafı o kadar genişmiş ki, kocaman bir tebessüm, tarif edilemez duygular ve kucak dolusu mutluluk sığarmış.
'Mektup'suz kalmayın derim.
Etiketler:
Halim,
MutlulukSebebi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







