KıymetliVakitler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KıymetliVakitler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Temmuz 2013 Pazar

[RamazanMutluluğu'3] & Haneler

Bereketli haneler,
Neşeli haneler,
Kalabalık haneler,
Huzurlu haneler,
Mis kokulu haneler,
Büyük haneler.
Dost haneler.

'Hanenizde oruçlular iftar etsin! Sofranızdan ebrar (salih insanlar) yesin! Melekler de size (rahmet ve mağfiret) duasında bulunsunlar!'
[Ebu Davud, Et'ıme 54]

 Aşina olduğum fakat pek kullanmadığım 'hane' kelimesini çok severim. Kelimelere sevgim şüphesiz çağrıştırdıklarından. Hane kelimesinin çağtıştırdıklarını düşündüm; evin halkı, kendine özgü rayihası, misafirlerin giderken gözünde canlanan yemekleri/sofraları, istemsizce uyulan kuralları ve farklı anlamalar ifade eden özel günleri.. Farkettim de; 'bizim hane' ifadesinin barındıkları ne çok.

 Her şeyi kendine özgü olan hanelerin Ramazanı güzelleştirme çabaları da farklı.
 Bizim hanenin Ramazan güzelliği; her defasında komşularımızın eve sığdırdığımız insanlara hayret ettiği büyük iftarlarımız. Annem zaten 'atom karınca' diye anılır da, bu özelliği Ramazan da iyice belirginleşiverir. Kalabalık iftarlarımızda misafirlerimiz bizim haneye özgü yemekleri beklerler, Ramazan gelmeden tembihler başlar; 'Ben kasaba pilavından isterim, ben mantını özledim, paça çorbasından başka çorba yapma.'

 Beni en çok mutlandıran;
 Yaz nimetinin güzelliğiyle yapılan bahçe iftarlarımız.


Beni en çok gülümseten;
Şüphesiz ananem.
'Edaa gızıım icuk gel hele. Senden bi' şey isticem' derken ben anlarım da ne diyeceğini, o baş parmağıyla işaret parmağını birleştirip ağzına götürür. Ben de mutfağın yolunu tutarım. Kahve müptelası ananeciğim.


Beni en çok hüzünlendiren;
Mahallenin yalnız büyükannelerine yaptığımız iftar. Davete yalnız icabet etmek zorunda olmaları, hastalıklarından ötürü tereddütle yemeleri, geçen sene iftarda olan bir tanesinin 'Seneye anneni de çağır.' diyerek ayrılması, ve seneye -yani bu sene- artık çağrılacaklar listesinde olmaması.
Tüm bunlara rağmen hala dünyaya olan bağlılığımız ayrı bir hüzün sebebi.

Bugün Ramazan'13 ve biz sadece Ramazanın ilk 2 günü çekirdek aile olarak iftar yaptık, şükürler olsun.

Misafirli sofralarınız olsun.
Duamız eksik olmasın.
Ramazan'13 1434

18 Temmuz 2013 Perşembe

[RamazanMutluluğu'2] & Zaman Tanzimi

   Ömrümüzden Ramazanlar geçiyor.
   Biri gelip diğeri giderken bize ardında neler bırakıyorlar, şöyle söylemeliyim; biz onların hangi güzelliğini hayatımızın köşelerine yerleştirebiliyoruz?

Evet o şeffaf kutu sevgili ÖSYM'nin bizlere armağanı olan kutu.

Her Ramazan sonrası düşünürüm; bu Ramazan'ın diğerlerinden farkı neydi diye. Alışkanlıklarıma ekleyebildiğim yenilikler mutluluk verirken, yapmayı isteyip yapamadıklarım hüzünlendirir. Oysa Ramazan hayatımıza katacağımız yenilikler için en güzel zamanlardan biridir. Çünkü rutindir Ramazan. Rutinliklerin çoğu zaman canımı sıkmasının aksine, Ramazan'ın rutinliği huzur verir. Sahur seramonileri, aynı saatlerde yemeler, Teravih saatleri, günün bölünmüşlüğü.. İşte tam da bunu söylemek istiyorum, bu rutinliklerin arasına yeni alışkanlıkları katmak bir nebze daha kolay diyorum. 

 Yine productivemuslim.com'da dolanırken, 'productive Ramadan' videolarıyla karşılaştım; karşılaşmayı istediğim şeyi bulmuşcasına sevindim. Ramazana başlarken iki tip müslüman örneği pek hoşuma gitti. Diyordu ki; bir A kişisi olsun bir de B kişisi. A kişisi Ramazan başlangıcında 'Kur'anı hatim edeceğim, yardımda bulunacağım, çocuklara bir şeyler öğreteceğim, namazlarımı zamanında kılacağım' gibi detaylı bir niyet ederken  B kişisi 'Güzel bir Ramazan geçireceğim.' demekle yetiniyor. Hangisinin daha verimli bir Ramazan geçireceğini kesitrmek zor olmasa gerek. 

“Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır...”[Buhari]

Ramazanın ilk 10 gününü geride bırakmış olsak da arda kalan zamanı daha verimli değerlendirebilmek adına detaylı bir niyetim/iz olsun istedim. Elimize kalem kağıdı alıp, neleri eksik yapıyoruz, neleri artırmalıyız düşüncesiyle bir liste olurşturalım, ve bu planın her gün ayrıca detaylanmasına niyet edelim diyorum ben. Bu plan neleri içerebilir:

Sahur Vakti:
- Teheccüd ibadeti Ramazan dışında beni zorlayan ibadetlerden açıkçası. Ama sahura kalkıyor olmamız bunu çok kolaylaştırıyor, bu alışkanlığı yerleştirebileceğimiz bir Ramazan olur inşAllah.
- Kur'an-ı Kerim okumamızın bir kısmını bu vakitte yapabiliriz, gün içinde başka şeylere vakit ayırırken sıkışabiliyor, hem sahurdan sonraki vaktin sessizliğini seviyorum ben.
- Dua ve istiğfar

Gün İçinde:
- Zikir/Tesbih/Esma-ül Hüsna gibi ibadetler başka işlerimizi hallederken bile O'nunla meşgul olabilmek adına güzel şeyler.
- Zamanı bölmek [productivemuslim'de bunu özellikle vurgulaması dikkatimi çekti, yaptığımız ibadeti hissedebilmek için önemli aslında] yaptığın şey için bir vakit belirleyip o zamanı sadece ona ayırmak. 
- Evvabin ve Duha-kuşluk- gibi nafile namazları tam kılamıyorsak, bu konuda daha hassas olmak.

Herkesin eklem yeri kadar sadaka vermesi gerekir. Sübhanallah, Elhamdülillah, La ilahe illallah veya Allahü ekber demek birer sadakadır. İyiliği tavsiye etmek, kötülüğe mani olmaya çalışmak birer sadakadır. İki rekat kuşluk namazı kılmak ise bütün bunları karşılar. [Müslim]
-Duha namazı sabah keraat vakti çıktıktan, öğle ezanı okunmadan 45 dk öncesine kadar kılınabilir.-

"Kim akşam namazından sonra aralarında kötü bir şey konuşmaksızın altı rekat namaz kılarsa, (kıldığı bu altı rekatlık namaz) onun için on iki senelik ibadete denk kılınır." (Tirmizi-Salat, 431)

- Kitap okumalarımızı daha ruhumuza hitap eden şeylerden seçebiliriz.


İftar Vakti:
- Öncesinde biraz halsizleşeceğimizden güzel programlar izleyip, not tutarak geçirebiliriz.
- Sofrayı hazırlamak bir şükür vesilesi zaten :)

Teravih:
- Ben teravih namazını farklı farklı camilerde kılmayı seviyorum. Bir önceki seneden daha çok camiide kılma hedefi koyarım kendime. Farklı hocaların ses tonları, farklı dualar, ve farklı mescidlerin bize şahitliği düşüncesi hoşuma gidiyor.

O'ndan alıkoyacaklara uzak, O'na her zamankinden daha yakın olduğumuz bir Ramazan olsun inşAllah!
Şükürlü, tefekkürlü iftarlarımız olsun.
Ramazan'10 1434

14 Temmuz 2013 Pazar

[RamazanMutluluğu'1] & Bir Selam


Aylardır bu başlığı yazmayı ve bu günü beklerken.
Bir kpss -key pi es es diye bahsederek sevimlileştirmeye çalıştığım- hali iyisiyle kötüsüyle bitmişken, hayırlar olsun diyoruz ve bu faslı geçiyoruz.

Gelin biz 'Yine gel kalplerimize huzur getir olur mu?' diyerek uğurladığımız Ramazan'ın misafirliğinden muhabbet edelim. Kıymetini bilmek için neler yapabilirizden, iftarlarımızı nasıl bereketlendirdiğimizden, kimleri dualarımıza dahil etmeliyizden bahsedelim. Teravihlerimizi hangi ifil ifil camiide kıldığımızdan, gönlümüzü de serinletebiliyor muyuzdan, 'ben minikken Ramazan' temalı anılarımızdan da bahsedebiliriz sonra. Velhasılı kelam kalplerimize biraz daha dokunalım hep birlikte diyorum.

Anılar biriktirdim yine, paylaşılmayı bekleyen.
Yazmak diyorum, güzel şey.

E o zaman bereketli ve misafirli iftarlar olsun **


**Ramazan'6 1434

5 Haziran 2013 Çarşamba

Miraç; Ilımlılık - sükunet - huzur

 Miraç gecesinin feyziyle gelecek huzur temennisiyle başlamak istiyorum.
 Yazacağım her bir cümleden 'o taraf mı bu taraf mı' çıkarımı yapılmayacağı ümidimi de ekliyorum.
  Zira artık kendilerini bir 'taraf' olarak görenlerin gözlerinin körlüğü canımı öylesine sıkıyor ki; 'insan' bu kadar mı değersiz diye haykırmak istiyorum. Bir tarafa ait hissetmek samimiyetimi kör edecekse, bir taraf ait olmak istemiyorum; tek isteğim itidal / ılımlılık, ölçülülük!

 Bu günler geçecek, iktidardaki isimler gelecek geçecek, polisler gidecek, ve biz yine 'biz' olarak kalıp bir araya geleceğiz, geriye sadece fütursuzca söylenen sözler, hırpalanan insanlar, kırılan kalpler kalacak, -sa bu kadar basit mi bunca kargaşayı bir taraftan kışkırtan olmak.

 Düşünceye, basirete muhtacız! Yorgun kalplerimizin huzura, dillerimizin sükunete ihtiyacı var. Rabb'in miraç gecesinin feyziyle ülkemize, kalplerimize huzur ve birlik anlayışı getirmesi duasıyla. Düşünebiliyorsak, ve hissedebiliyorsak dualarımızın geri çevrilmeyeceğine ümidimiz tam, şüphesiz O işitendir, görendir.
Huzurlu, dualı, hep birlikte kandiller diliyorum.

“Kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya bir kısım ayetlerimizi gösterelim diye götüren o Allah'ın şanı yücedir. Şüphesiz O, işitendir, görendir.”
 (İsra 17/1)

15 Kasım 2012 Perşembe

Huzurlu Olsun!

..Hicri yeni yılımız!


Hicri yeni yılımıza ve dahi hadis-i şeriflerde* belirtildiği üzere Efendimiz(s.a.v)'in Ramazandan sonra en çok oruç tuttuğu aya girdik bugün. Huzurlu olsun duasındayım.
Muharrem'1 1434
Hayırlı sahurlar, iftarlar, tatlı Aşureler.

Dipnot:  Huzurlu olsun  diye dua ediyorum, ama ilk günümüzden Gazze'de huzursuzluk sebebi olanları Allah'a havale ediyorum! Elimden dua etmekten başka bir şey gelemiyor, üzülüyorum.
Dipnot*: “Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur.”
-İbni Mâce. Siyam: 43.

29 Ekim 2012 Pazartesi

Bayramdan Arda Kalanlar

 ..öncelikle hafif bir hüzün.
- Bayramlar artık babaannemin yokluğunu derinden hissettiğimiz zamanlar olmasından ötürü -bundan sonraki- her bayramda olacak bir hüzün. -o bizimleyken evimiz bayram kaç günse o kadar gün dolu olurdu.-

 ..sonrasında dualı + miniklerle + şükürlü -yaşayan anneanne ve dede evinde olmaktan ötürü- + hediyeleşmeli
- Anneannemlerde evin curcunasını gördükçe geniiiş bir aile olduğumuzu düşünüp düşünüp şükrederken, her bayram büyüyen ve yenileri eklenen minikleri izleyip gülümsedim.



-Ben bayramları hediyeleşmek için en güzel zamanlar olarak atfediyorum. Elimden gelse gördüğüm her insana beğendiği bir şeylerden yapmak/almak isterim, ancak olamıyor. Ben de bu bayram her bayramdan biraz daha fazlasını yapıp miniklerin hediyelerinin yanına büyükleri de eklemek istedim. Yetiştirebildiğim kadarıyla hediyeleşme çemberimi genişletmenin şükrünü yaşadım ^^



Bayramınız güzel geçmiştir inşAllah.


Hoşça bakın zatınıza.
Duasız kalmayalım.

Dipnot 1: Bu ara havlularla haşır neşirim, ayrı bir yazı daha gelebilir. Ev kızı mı oldum ne? Part taym :)
Dipnot 2: Bayramda yazıp, bayram duaları yapayım istemiştim aslında, ama yazamadım. Sağlık olsun diğimi?

15 Ekim 2012 Pazartesi

Müjde: Yarın Zilhicce'1

 Kıymetli zamanlar diyorum ya ben hani, bir kıymetli zaman daha geldi. 

 Efendimiz(s.a.v)'in "Zilhicce’nin ilk on gününde yapılan ibadetler diğer aylarda yapılan iyi amellerden, Allah (cc) nezdinde daha makbuldür."* bahsettiği bir aya giriyor olmak müjde değil midir? Hiç haber vermiyorsun demiyesiniz diye haber edeyim, ben müjdemi aldım diyeyim istedim.

 Diğer aylarda olduğu gibi Zilhicce ayında yapılabilecek en güzel ibadetlerin başında -oruç- geliyor. Bu aydaki bir gün orucun kaç bin güne, kaç deve kurban etmeye denk geldiğiyle ilgili hadis-i şerifleri paylaşmayacağım; zira bence tek bir hadis-i şerif kıymetlerini anlatıyor. Rabb(cc) için bu kadar sevimli, kıymetli olduğunu bilmem de yetiyor. 

 Ben de tam diyordum ki;



..dediğim günleri özledim.
-Ramazan özlemi dindirme fırsatı geldi.-
Hayırlı sahurlar, iftarlar, oruçlar.
Muhabbet ile.

Zilkade'29 1433

Dipnot 1* : Hadis-i Şerif İmam Gazali'den rivayet.
Dipnot 2: Zilhicce'nin 10. günü bayram, bilmeyen olabilir diye düşündüm.

3 Şubat 2012 Cuma

Kutlu Gün: Mevlid Kandili




Kıymetli günlerden bir gün daha geldi; yarın Mevlid kandili. Hazırlanmalı.

Zira  "Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik."(Enbiyâ, 107)  ayetinde belirtilen alemlerin rahmetinin(s.a.v) doğum günü geldi.

Bu kutlu günde yapılabilecek en güzel şey bolca salavatla O(s.a.v)'na hediye göndermek sanıyorum. Salavatlarımız bol olsun, dualarımız cuma ve kandilin hürmetine kabul olsun inşAllah..


O halde dualarda buluşalım inşAllah.
Duayla kalasınız, sevgiyle.

2 Kasım 2011 Çarşamba

Bir Müjde Duymaya İhtiyacımız Vardı.



Söyleyeceklerime 'Derdi veren Allah dermanını da verir.' diyerek başlamak istiyorum.

 Hani şu günlerde ne çok sıkıntı var etrafımızda, hepsi bir biri üstüne geldi diyoruz ya, bunların üstüne bir müjde olsa da sevinsek diyoruz belki de. Ben bunları düşünürken şunu hatırladım bir an, biz şu an Zilhicce ayının içindeyiz.
 Zilhicce ayı ki; hakkındaki hadis-i şeriflere baktığımda 'Bu bir müjde!' diye düşünmekten kendimi alamıyorum.
 Zilhicce ayı ki; peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem bu ayla ilgili olarak hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır: "Zilhicce'nin ilk on gününde yapılan ibadetler diğer aylarda yapılan ibadetlerden, Allah nezdinde daha makbuldür" buyurunca orada bulunanlar; "Ya Rasûlallah! Allah yolunda yapılan cihad da Zilhicce'de yapılan ibadetten daha sevgili midir?" dediler. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem "Evet, cihad da. Yalnız, malını, canını tehlikeye koyarak cihada çıkıp da dönmeyen (şehid olan) kimsenin cihadı bundan daha efdaldir" buyurdu. (Sünen-i Darimî)
 Zilhicce ayı ki; ona bir adım daha yaklaşmamıza vesile kurban ibadetini içince barındıran ay.
 Zilhicce ayı ki; birliğimizi bir kez daha hatırlamamıza vesile bayramı içinde barındıran ay.
 Zilhicce ayı ki; bu ayın 9. günü (arefe günü) tutulan orucun, geçmiş ve gelecek birer yıllık günaha kefaret olacağını bildirilmiştir. (Müslim, Sıyâm 196, 197)


 Böyle duygulara bürününce diyorum ki; biz böyle güzel bir ayın içindeysek bize düşen en önemli şeylerden biri de DUA. Ve duayla gelen UMUT. O(c.c)'na dayanınca her şey daha bir başka!

29 Ağustos 2011 Pazartesi

Ramazan Demleri -Son-

  Gidiyordun..
  Bir daha gelir miydin, ya da ben seni bir daha görebilirmiydim bilinmez, bu yüzdendi hüznümün fazlalığı.
  Gidişin hüzündü, bu hüzün bize ağır gelmesin diye Bayram'ı bıraktın ardında. Bayram'ın sevinci, senin gidişinin hüznünü bastırır mıydı muamma. Biri 1000 Bayramı 1 Ramazan'a değişmem derken, ne de güzel söylemişti.
  Sendeki huzurdan birer parça bırakırmıydın diğer aylara da. Tabi ki bu bizim elimizdeydi, ve tek duam buydu.
  Bayram'ı da çok sevdik tabi, senin bize bıraktığın sevilmez miydi?
  Ayrı bir tat bırakıyordu bizde, tadı eksik olmasın.


PS: Hoşçakal 20 yaş sendromu demenin vakti gelmiş an itibariyle :) Üçte bayram mı desem ne desem.

Huzurla kalasınız :)

26 Ağustos 2011 Cuma

Ümit Günü.

Yine zamanın ve mekanın aşıldığı vakitteyiz. 1000 aydan daha hayırlı vakitteyiz, bunun ne anlama geldiğini düşündünüz mü hiç? Vakit dua vakti. Ramazan keyfinin yanında, Kadir gecesiyle birlikte Cuma vaktinin feyzini yaşıyoruz.

Senai Demirci;

Bütün ümitler sana bağlıdır
Ümitsizliğe düşürme bizi
Ümit ver hepimize,
Fazlından fazla fazla ver bize,
Ey biricik ümidimiz!


diye dua ederken, dün izlediğim iki programdaki konunun 'tevbe' olmasının yanında, teravideki vaaz konusunun da aynı konu olması geliyor.

  Ramazan da 'elveda' demeye yakınken, tevbe seansları artmalı diye düşünüyorum. Rabb samimi bir şekilde tevbe edenin günahlarının silineceği müjdesini verirken, ümitsiz olmak için sebep bulamıyorum. O halde Rabb'in bize sunduğu kıymetli vakitlerii ümitlenmek için değerlendirmeli.

  Tek ümidiniz Rabb'in lütfu olsun inşAllah.
  Duayla kalasınız bu kıymetli vakitte.
  Hayırlı kandilimiz ola!

15 Ağustos 2011 Pazartesi

Ramazan Demleri -4-

RamazanKeyfi'15 ve ardı geliyor..

*Ramazan düzeni her gün bir. Ama ben bu birliği de, sıradanlığı da seviyorum. Bu bildiğimiz bir sıradanlık değil, günlük hayatın sıradanlığından farklı bir sıradanlık, her gününde teravi olan bir sıradanlık, her gününde nefsinle mücadele edilen bir sıradanlık.. Neden isteyeyim ki, bu sıradanlıktan kurtulmayı. İstemiyorum bu sıradanlığın bitip, günlük hayatın sıradanlığına bulanmayı. Böyle olunca Rabb'im günlük hayatımızı Ramazan tadında eylesin, öyle olması için yardımcımız olsun oluyor. 'Asıl Ramazan, Ramazandan sonra başlar.' derler ya, işte öyle..

*Daha hiç bir gün olmadı ki, çekirdek aile olarak iftar yapalım geldiğimden bu yana. Çok şükür Rabb'ime ki böyle iftar sofraları nasip ediyor bana.

* Şu günlerde 'Kur'an'ı size mutsuz olmanız için göndermedik.' -Taha - ayetini yaşayamamanın korkusu sardı yüreğimi. Geçenlerde bahsettiğim konu geldi aklıma bu ayeti okuyunca. Bize gönderilen Kur'an yaşamımız onun etrafında şekillendirip, bu halde asıl mutluluğa kavuşalım diye gönderildi, unutmamalı.

Bol dualı günler diliyorum.
Muhabbetle..

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Ramazan Demleri -3-

  Son yazdığım Ramazan Demleri-2-'de Ramazanın çevremde pek de hissedilmediğinden bahsetmiştim. Şuan ise Ramazan keyfinin ortasına düşmüş vaziyetteyim. Ramazan olduğu için gündüz kafelerin kapalı durabildiği, oruç tutmayanların tutanlardan çok daha az olduğu, davetlerin birbiriyle çakıştığı, kısacası Ramazan havasının püfür püfür estiği yerdeyim.
  Kalabalık iftarların özlemindeyim diye dua ederken, fazla içten etmişim sanırım, ki geldiğimden bu yana(cumartesi geldim), cumaya kadar gel-gitlerle dolu bir davet programımız var :) Daha ailemle yalnız iftar yapmadım yani, çok şükür demeli. Annem yoğun hatundur demiştim sanırım, iftar programları ona sorarak hazırlanan bir anneye sahibim.

----

   Ramazanı sevme sebepleri arasında kalabalık iftarların yanında, TV'de Ramazan dışında her zaman bulamadığımız ruhumuza hitap eden programların varlığını da unutmamak lazım. Tabi bunlar iftara doğru, ya da sahur vakitlerinde yoğunluk yaşasa da, varlar en azından. Peki neden sadece Ramazanda böyle bu durum? Bizim Ramazan dışında böyle güzel programlara ihtiyacımız yok mu? Geçenlerde arkadaşımla TV programlarını eleştirirken, bana sorduğu soru geliyor aklıma; 'Biz toplum olarak basit şeyleri izlediğimiz için mi TV'de basit programlar dolu, yoksa TV'de basit şeyler bize sunulduğu için basit şeylerden hoşlanmaya mı başladık?' .

   Benim ilk tepkim; biz basit şeyleri tercih ediyoruz olmuştu. Gişe rekorları kıran filme bakarak bunu anlayabiliriz. Kimse zorlamıyor, o basit esprili filmi izleyin diye ama, o kadar çok izleyeni var ki. Ya da sosyal ortamlarda izlenen videolara, beğeni sayısı yüksek sayfaları bakıldığında da bun daha iyi anlıyorum. Ve üzülüyorum, tıpkı arkadaşımın 'Ama o kadar basit olmamalıyız!' diyerek hayal kırıklığına uğraması gibi. Sonra biraz diğer perspektiften bakayım diyorum; biz tercih ettikçe bize sunulan basit programlar var. Ama küçükleri düşündüğümde, bu kez onlar hep o basit programlara maruz kalıyor diyorum kendi kendime. Annesi X dizisini izliyor, o da onu izliyor; abisi X filmini izliyor, o da onu izliyor. Ve bu basite olan ilgi, masum çocuğa istemsiz geçmiş oluyor. Onun açısından bakınca, o çocuk ona sunulan şeyleri sevmeye başlıyor. Sonra bu çocuğu kim suçlayabilir, sen belgesel izlemeyi tercih etmiyorsun diye?

 Bu döngüye son vermeli tabi ki, luzümsuz programları tercih edenler arasında olmamalı en azından, kaliteli olanları talep etmeli. Ki bize daha kalitelileri sunulsun. Ramazanı hissedebileceğiniz programları izleyedurasınız :)

Peki sizce hangisi? Biz talep ettiğimiz için mi onlar var, onlar olduğu için mi biz talep ediyoruz?

Ramazan keyfiniz hiç bitmesin inşAllah..

5 Ağustos 2011 Cuma

Ramazan Demleri -2-

  Ramazan Keyfi'5 diyorum ben kısaca.

 Ramazan 'keyfi' diyorum; hiç canım sıkkın değil mi? Hayır tabi ki. Canımın sıkkın olduğu şeyler var, ve bu halde 'O(c.c.)'ndan gelen her hale eyvAllah!' diyebildiğim için 'keyif' diyorum. Ramazan'ı kendi içimde yaşamaktan öteye pek geçemedim henüz. Şöyle ki, en çok Ramazan'ı hissettiğim yer twitter, bloglar, bulunduğum çevreyi siz düşünün. İstanbul'da Ramazan bir başkadır. Evet öyle ama, ne yazık ki her yerinde aynı durum geçerli değil. Ben şu halde sadece ailemle Ramazan'a özlem duymaktayım, ki yarın gidiyorum yanlarına inşallah.


Annemin iftar programı çok yoğundur, orada olduğumda benim de öyle oluyor dolayısıyla. Çok da severim gitmeyi de, davet etmeyi de. Burada sınavlarımız olduğu için sadece bir gün dışarıda birlikte iftar yapabildik. Fotoğraf da çay içtiğimiz yerden. Diyeceğim o ki birlikte yapılan iftarları da özledim. Anneme cumartesi gelicem, pazara davet yapabiliriz dedim :)

Ramazan keyifleri benden böyle.
Umarım sizin Ramazanınız çokca güzel şeyler hissederek geçiyordur.
Duayla kalın e mi..?

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Ramazan Demleri -1-

   Blogumun başlangıcı Ramazan'dı, öyle olsun istemiştim. Ramazan Notları yazarak başlamıştı blog hikayem, bu sene de Ramazan Demleri olsun istedim, bismilllah diyeyim o halde!
   Ne denirse densin, RamazanKeyfi'm diye bir şeyim var benim, farkını hissediyorum, ve bu huzuru çok seviyorum :)
  *Bir sakinleşiyorum, bir masumlaşıyorum sanki. Beni üzecek dünyalık şeylere fırsat vermemek için kendimde daha çok güç buluyorum.
  *Sadece ben değilim ki değişen, bu yüzden de güzelsin Ramazan. Etrafımdaki insanların sakin hallerini de seviyorum, belki herkese uğramıyor bu hal, uğraması için uğraşanları seviyorum..
  *Bir de herkesi ortak bir noktada toplamanı seviyorum Ramazan. Mesela bugün herkes senden konuşuyor, sahur diyor, açlık diyor, O'nun rızası diyor.
 *Sonra hep birlikte kurulan sofralara sebep olmanı seviyorum Ramazan. Babamla yemek yememi sağlamanı seviyorum. Geceye kadar işte durması gerekse de senin sayende ara verebilmesini seviyorum.
 *Teravi fasıllarını, teravi sonraları yürüyüşleri, muhabbetleri sadece sen varken yapabiliyorum mesela Ramazan.
 *Sen ne güzelsin, hep gel bize olur mu Ramazan. Keşke senede bir kere değil de, ara ara gelebilsen. Seni çok özlüyoruz Ramazan :)

 Şimdi seninle olmanın keyfini çıkarmalıyım.
 Ramazanımız hayr olsun inşallah.
 O'nunla olasınız, bolca duayla :)
 

22 Temmuz 2011 Cuma

Toparlan, Huzur Ayı Geliyor.

 Takvime bakıyorum..
 10 gün var Huzur Ayı'na diyor. Heyecanlanıyorum. Düşünmeye başlıyorum sonra; 'Hazır mıyım?'.
 Hazır mıyım, 11 Ayın Sultanı'nı karşılamaya,
 Hazır mıyım, midemi yemekten arındırıp rahata kavuşturduğum gibi, tüm uzuvlarımı günahtan arındırıp huzura kavuşturmaya,
 Hazır mıyım, her gününe ayrı sevap verilen Tera
vih namazlarını kılmaya,
 Hazır mıyım, dünya meşgalesine kafayı takmamaya, tüm derdimin O'nun rızası için bir şey daha fazla yapmak olmasına,
 Hazır mıyım, Sabr'ı bir kere daha öğrenmeye çalışmaya,
 Hazır mıyım, vicdanımla baş başa kalmaları artırmaya,
 Hazır mıyım, ya hayır konuşup, ya da susmaya,
 Ya peki hazır mıyım, O'nun istediği bir mü'min olarak Ramazan'ı karşılamaya.

  Sonra birden boğazım düğümleniyor.. Bunlar sadece Ramazan'da yapmam gereken şeyler değil ki diyorum. Niyet ediyorum sonra; bu Ramazan bunların hepsini ve daha fazlasını yapabilmek için başlangıç olsun Ya Rabb'im! Rabb'im beni duyuyor yine, ve diyor ki;
'Siz bana dua edin, ben de duanızı kabul edeyim.'(Mü'min,40/60)
  
 Vakit Cuma'dır, cumamız hayrolsun.
 O'nun rızasından ayrılmama duasıyla..


17 Haziran 2011 Cuma

Kıymetli Zamanlar.

    Hani zamanın çabuk geçmesinden, zaman yetiremediğimizden yakınırız ya hep, Rabb de duyar, bilir kulunu. Ve kuluna fırsatlar sunar. Der ki size öyle zamanlar veriyorum ki, aylarca ibadet ederek kazanacağınız sevabı bir namazla, senelerce ibadet ederek alacağınız sevabı bir oruçla veriyorum, yeter ki siz çabalayın, yeter ki siz bana bir adım atın. İşte o kıymetli zamanların içindeyiz, Receb-i Şerif ayındayız. Bazen unutuyoruz, farkına varamıyoruz sahip olduklarımızın. Şükür sebebi Rabb'in bize hediye ettiği bu zamanların şükrünü de zamanın kıymetini bilerek yapabiliriz ancak diye düşünüyorum.
    Hep diyoruz, deriz de zaten bir şeyler yapmalı diye. Ama hayat buna müsaade etmemek için olanca gücüyle üstümüze geliyor, hep gelecek. Bizim de onun üstüne gitmemiz gerekiyor o halde. Bu konuda zorlanmadığını iddia eden var mıdır bilmiyorum. E işte daha iyi ya bu zorluğa karşı yaptığımız en ufak şey değer kazanacaktır. Yan apartmandaki sevdiğiniz kişinin size kolayca gelmesi mi sizi daha mutlu eder, yoksa kilometrelerce ötedeki bir sevdiğinizin yolları aşıp gelmesi mi? Cevabı hepimiz biliyoruz, öyleyse O'na zorlukla gitmeyi başarabilme duasında olalım.
    Receb-i Şerif ayında ne yapmalıyız, ne yapmamalıyız bunlardan bahsedecek değilim, bunlara ulaşma imkanımız çok artık. Ben sadece hissettiğim duyguları hissettirmek istedim. Ve bir de belki bir hatırlatıcı.

Cumamız hayr olsun inşallah.


O'nunla olasınız.
O'na koşasınız.
Dua ile..

14 Şubat 2011 Pazartesi

Bu Kez Anlamlı 14 Şubat.


   Sevgililer Günü mü, En Sevgili'nin Günü mü?
   Bugünün anlam ve önemini anlatan uzuun uzuun yazıları arattığınızda bulabilirsiniz zaten, öyle birşey yazmayacağım. Yazacaklarım bugüne yüklediğim anlamdan ibaret şeyler.
   Kimi için Sevgililer Günü, kimi için En Sevgili'nin günü, kimi için anlamsız belki de. Benim için de, diğer yıllar hiç bir anlam ifade etmeyen 14 Şubat tarihi, bu kez anlam ifade ediyor, ve ben kendimi şanslı hissediyorum. Evet 'şanslı' dedim, şanslı hissetmiyorum desem bu hainlik olur diyorum. En Sevgili'nin ümmeti olmak beni şanslı kılan şey! O'nun ümmeti olmak , öyle bir yer de olmak ki, O'nun kardeşi olabilme yolunda olmak. O'nun sahabelere bahsettiği 'ümmeti' olabilmek, sadece O'na inanmaktan ibaret midir? Bunu vicdanlarımıza sorgulatmalıyız sanırım. Rabb'im tüm adımlarımızı O'nu hakedecek ümmet olma yolunda eylesin inşallah!
    Belki de bugün, -14 Şubat-, -En Sevgili'nin Günü- O'nu anmak, O'nu haketmek, O'nunla daha fazla hem dem olmak için büyük fırsat! Bize de fırsatı değerlendirmek düşer o halde..Bazı zamanlar vardır, hissedemezsiniz, boşverirsiniz, anlamsızlaşır herşey. Böyle anlamlı günler gelir ardından, imdada yetişirler. Bu gününüz kendinize gelme gününüz, Sevgili'ye yaklaşma gününüz olsun inşallah.

   Rabb'e bir adım daha yaklaşasınız inşallah.
   Duayla kalasınız blogdostlarım.

24 Aralık 2010 Cuma

Güçsüzüm, Gücümsün!

    "Bir Sen duydun beni Ey Rabb'im!
     Sırrımı bir Sen bildin!
     Kendimi lüzumsuz hissederken seccadenin üzerinde, dudağım anlamına yetişemediğim kelimeler için oynarken,
     Sen beni söylediğimden fazlasıyla duydun,
     Söyleyemediğimi de, dile getiremediğimi de bildin!
     Ruhumu alıp uzaklara gittiğim halde, bir bedenimi bıraktığım halde huzurunda
     Kovmadın beni, yakınlığında tuttun.." -Senai Demirci/Kıl Beni Ey Namaz-

     Şimdi, yalvarıyorum Sana Rabb'im; yakınından uzağa adım atacak gücü al benden! Her daim, Sana atılacak adımlar için güç ver bana, güç ver ki Senin verdiğin güç olmadan, ben güçsüz ,aciz bir kulum karşında, güç ver ki sadece Senin verdiğin güce muhatacım ben..
     Verdiğin güçle hep hayra atılan adımları takip edebilmek duasıyla..
     Verdiğin güçle Hal'imiz Cuma ola, Hal'imiz hayır ola inşallah.

21 Aralık 2010 Salı

Vakit Cuma'dır.

  Cuma günleri…Huzur veriyor insana. Kıymeti bilinmeli diye ısrarla söylüyorum, yine söyleyeceğim. O’na yakınlık için fırsat mı arıyorsun, bugün her zamankinden daha da yakın olabilirsin! Cuma günleri cuma günüyle ilgili hadis arıyorum bazen ama ne gerek var ki öyle olmasına, Cuma’nın kıymetini bilmek demek, O(s.a.v)’in her söylediğini yapmak demek değil mi zaten öyleyse bir tane seçelim : “Edebsizlik ve çirkin söz girdiği şeyi çirkinleştirir. Haya ise girdiği şeyi güzelleştirir.”  
   Hayırlı cumalar ola!