Şöyle bir itirafta bulunarak başlamalıyım ki; üzülerek söylüyorum kitapseverlerin çoğunun olduğu gibi küçükken çok çok kitap okuyan, kitap okumaya hevesli, dünyadaki meselelerden kaçmak için kendini kitaplara veren biri olmadım/olamadım hiç.
Bizim ailede kitaplarla ilişkisi iyi olan pek insan yok/tu ne yazık ki, benim kitaplarla arkadaş olmama vesile biri de. Evimizin kitaplığı diye bir şey zaten yoktu da, bir kaç sıkıcı kitaptan başka bir şey de bulamamıştım okumak için. Arkadaşlığımı ilerletmek için biraz da olsa çabalamıştım oysa. Kitaplarla haşır neşir olmak ders çalışmak anlamına geliyordu bizde; öyle ki köye anneannemlere gittiğimde kitap okumaya kalksam, 'Aman Eda ders ders nereye kadar yüzünü görelim.' derlerdi. Suç onlarda değildi ki, hep başka şeylerle meşgul olmuşlar, karın doyurmak için bir sürü çaba verirken kitap okumak da neymiş. Bende de çok çok merak yokmuş demek ki çok üzerine düşmemişim.
Parmakla sayılabilecek kadar kitap okuyarak liseye geçen ben, cahilliğimin yavaş yavaş farkına varmakla birlikte, hala kitaplara aşık olamamıştım. Düzenli bir rutinim vardı, her gün okurdum, fakat bu her zaman zevkle olmayabiliyordu.
Velhasılı kelam, ben kitaplara üniversitede aşık oldum. Bu sebeplerdendir ki; artık okuyabildiğim kadar çok kitapla haşır neşir olmaya, tanıyabildiğim kadar çok yazar tanımaya çalışıyorum. Bu sebeplerdendir ki; okuduğum kitapları ödünç alıp okumayı sevmiyorum, kendimin olmasını istiyorum; zira evimde baş köşede vitrin takımı yerine kitaplık olsun, çocuklarım kitapların içinde büyüsün istiyorum.
Bu videoyu izleyince aklımda bunlar uçuştu.
'Kitaplar en iyi dostlardır.' gibi klişe cümleleri duymaktan çok daha ötesini buldum The Fantastic Flying Books kısa filminde.
Öyleyseee keyifli seyirleeer :)
Dipnot: Sınavlarım yavaş yavaş bas göstermeye başlıyor. Perşembe ilk vizem var, dua isteriiim :)
Hoşça bakın zatınıza.