26 Mayıs 2012 Cumartesi

[Ne Desem Diğerinin Gönlü Kalır]

 İnsanlar oturmuş 'Bu Delibu napıyor ki' diye düşünüyorlarmış gibi, halim nicedir bir özet geçmek geldi içimden. Sabah Devletşah'ın davetli olduğu bir seminere gidince blogumu güncelleme hissi doğdu heralde :) Şaka bir yana da zorlu bir dönemdi, hala bitmedi ama bugünü kendime tatil ilan ettim. Unutmadaan Devletşah  da pek tatlıydı.

* Dün bitirme projemin sunumunu yaptım, ve bitti. -bugünkü tatilimin sebebi.
* Taslaklardaki yazılarımı bitirmeye fırsat bulamamanın yanında, defterimde de yazmayı istediğim konular beni bekliyor.
* 4 tane finalim var, ve sonra bitiyor, ve ben hala inanamıyorum, ve ben sanırım hüzünleniyorum.
* Özleyeceğim şeyler listesi yapsam, burdan nereye varır hesap edemiyorum.




 * Ve farkettim ki, kafamı toparlamayı unutmuşum :)

 * Son sınıfım dediğimde 'Lise son mu?' diye sorsalardı, 'Sen de mi mezun oluyorsuun?' diye beni küçük görseler de ben de mezun oluyorum sanırım. 

  Dipnot: Küçük görünmeyi seviyorum. 


Duayla kalasınız.

26 Mart 2012 Pazartesi

'Herkes İçin Matematik'


  İsmi meraklanmama sebep olsa da,ismini çok sevmedim açıkçası. Orijinal ismini de bulamadım, muhtemelen farklı bir şekilde çevirmişler,  bilen varsa bilgilendirilmeye açığım.

  Ama kitabın içeriğini sevdim. Hem bir matematikçinin, hem bir eğitimcinin ilgisini çekecek bir ilerleyişi var. Henüz tam olarak eğitimci olamasam da, benim kafa yapıma uygundu sonuç olarak. Matematiğin sadece teorik kısmından fazlaca sıkılmış biri olarak iyi geldi diyebilirim teorikle yaşamdan örneklerin birleşmesi. Daha geniş kapsamlı olsa daha mutlu olurdum tabi, zira fazlaca olasılık üzeriden gidiyor kitap. Ara ara güldürürken yüzümü, ara ara 'Evet yaa, ben de bunu diyordum.' tarzında düşüncelere gittim. Sanki mizah kitabından bahsediyorum, 'Güldürürkeen düşündürüyorduu sevgili Paulos amcaa' diyeceğim :)

   Şöyle bir atıfla giriş yapılmasından anlamıştım ben zaten kitaba ısınacağımı:

- 'Sınav yoktur, bu yüzden kitap serbest olarak okunabilir, ve arada çıkan zor pasajlar çekinmeden atlanabilir.' 

 Sevgili Paulos amcamız, 'Ayy matematik mi, hiç anlamam, sen hesaplasana.' modunda olan kişileri sayı cahili olarak tanımlarken (tabirden pek hoşlanmadım); aslında bunun tam olarak kişinin suçu olmadığını da atlamıyor.

- 'Sayı cahili kişiler, küçük miktarların toplanabileceğini anlayamazlar. Onlar küçük şişelerdeki saç spreylerinin ozon tabakasının delinmesinde rol oynayabileceğini ya da özel arabaların asit yağmuru sorununa katkıda bulunabileceğine inanamazlar.'


- 'Bana göre çok fazla sayıda insan, başlarına gelen talihsizlikler karşısında 'Neden ben?' tutumunu takınır. İnsanların çoğu bunu yaparsa, bunda istatistiki yönden bir yanlışlık olduğunu anlamak için matematikçi olmanız gerekmez.' 


- 'Matematik önemliyse(ki mutlaka öyledir), o zaman matematik eğitimi de önemlidir. Konularını daha geniş kitlelere aktarmaya tenezzül etmeyen matematikçiler, biraz da olsa, hayır kurumlarına hiç bir katkıda bulunmayan multimilyonerlere benzerler.' 


Dipnot 1: Kitabın baya bir kısmının matematiksel terimler içerdiği uyarısını yapmak isterim.
Dipnot 2: Zaman zaman kategori değiştiren blogum şu sıralar kitap blogu modunda takılıyor, zira şu sıra okul, özel ders verme aktiviteleri dışında yapabildiğim en güzel şeylerden biri kitap okumak :)

Okuya kalın.
Hoşça bakın zatınıza :)
   

11 Mart 2012 Pazar

Kitaplarla İlişki Durumum

  Şöyle bir itirafta bulunarak başlamalıyım ki; üzülerek söylüyorum kitapseverlerin çoğunun olduğu gibi küçükken çok çok kitap okuyan, kitap okumaya hevesli, dünyadaki meselelerden kaçmak için kendini kitaplara veren biri olmadım/olamadım hiç.

  Bizim ailede kitaplarla ilişkisi iyi olan pek insan yok/tu ne yazık ki, benim kitaplarla arkadaş olmama vesile biri de. Evimizin kitaplığı diye bir şey zaten yoktu da, bir kaç sıkıcı kitaptan başka bir şey de bulamamıştım okumak için. Arkadaşlığımı ilerletmek için biraz da olsa çabalamıştım oysa. Kitaplarla haşır neşir olmak ders çalışmak anlamına geliyordu bizde; öyle ki köye anneannemlere gittiğimde kitap okumaya kalksam, 'Aman Eda ders ders nereye kadar yüzünü görelim.' derlerdi. Suç onlarda değildi ki, hep başka şeylerle meşgul olmuşlar, karın doyurmak için bir sürü çaba verirken kitap okumak da neymiş. Bende de çok çok merak yokmuş demek ki çok üzerine düşmemişim.
  Parmakla sayılabilecek kadar kitap okuyarak liseye geçen ben, cahilliğimin yavaş yavaş farkına varmakla birlikte, hala kitaplara aşık olamamıştım. Düzenli bir rutinim vardı, her gün okurdum, fakat bu her zaman zevkle olmayabiliyordu.

   Velhasılı kelam, ben kitaplara üniversitede aşık oldum. Bu sebeplerdendir ki; artık okuyabildiğim kadar çok kitapla haşır neşir olmaya, tanıyabildiğim kadar çok yazar tanımaya çalışıyorum. Bu sebeplerdendir ki; okuduğum kitapları ödünç alıp okumayı sevmiyorum, kendimin olmasını istiyorum; zira evimde baş köşede vitrin takımı yerine kitaplık olsun, çocuklarım kitapların içinde büyüsün istiyorum. 


   Bu videoyu izleyince aklımda bunlar uçuştu. 
   'Kitaplar en iyi dostlardır.' gibi klişe cümleleri duymaktan çok daha ötesini buldum The Fantastic Flying Books kısa filminde.
  Öyleyseee keyifli seyirleeer :)


 

Dipnot: Sınavlarım yavaş yavaş bas göstermeye başlıyor. Perşembe ilk vizem var, dua isteriiim :)
Hoşça bakın zatınıza.

9 Mart 2012 Cuma

Ayraçlar da Sevilir.

  Evet sevdalarımdan biri daha 'ayraçlar'.
  Kimi zaman kitaplarla aramı düzelten,
  Kimi zaman bir kitapla bana gelen, ve ne diyeceğimi şaşırtan.
  Kimi zaman mutluluk sebebi,
  Kimi zaman yenilik vesilesi,
  Kimi zaman hatıra,
  Kimi zaman özel/paylaşılamayan,
  Bu listeyi daha fazla uzatırsam 'Deli bu ya!' demenize vesile olacak varlıklar ayraçlar.

  Yakında daha farklı bir alana taşımayı düşündüğüm sevgili ayraçlarıııım :)


Çoğusunun bir anısı var, mesela bu sınav dönemimde sıkıntıdan patlarken gelen paketteki güzel kitabın içinden çıkıp, mutluluğuma, yavrucuklarımın(kuzenlerim) varlığına tekrar şükretmeme vesile ayraçtı.


Bunları ise şuradan hatırlayacaksınız. Tabi bir kısmı bende değil artık :)


Bu 3 günlük kırtasiye maceramın ürünlerinden:


Yine bir yavrucuk hediyesi, doğum günümdeydi bu kez:


Lisede edebiyat hocam hediye etmişti bunu da, sayısalcı olduğumuzdan çoğu kişi çok türkçe çözmezdi. Ben çok çözüyorum diye hediye etmişti. Duygulandım bak şimdi.


Şu günü hatırlar mısınız bilmem, pazar öncesi Kadıköy keşfi yapmıştık. İşte oradan arda kalanlar bu iki ayraç da:



Bunlar da Kitap Ayracı Projesi'nin şeker mi şeker ürünleri:




Bunlar da 'üstüne ismimizi yazalım da, okudukça bizi hatırla' ayraçları:


Bunları neden paylaştığımı bilmez haldeyim. Belki birine kitap okuma isteği gelir, neden olmasın :)
Sevgiyle kalasınız :)
Kitaplarla aranız bozulmasın hiç.

5 Mart 2012 Pazartesi

Düştüğün Yerden Kalkacaksın/Kalkmalısın.

         Düştüğü yerde kalmamalıydı Mü'min, kalkmalı silkelenmeliydi, zira onun dayanacağı büyük bir gücü vardı. Ve düştüğü yerde kalmadı.




 İnsanı düştüğü yerden kalkıp silkeleyecek bir kitap yazmış Yusuf Özkan Özburun yine. Teselliler Kitabı ile tanıdığım bu yazarı, iyi ki tanımışım diyorum okudukça. Hani bazı yazarlar vardır ya, kendinize yakın hissettiğinizden midir bilmem ama, her cümlesinin altını çizesiniz gelir, okudukça. Her cümlesi ayrı bir konunun derinliklerine götürür sizi. İşte ben de öyle hissediyorum, Y.Ö.Özburun okudukça. Hızlı hızlı kitap bitirmiş olmak değil niyetim. Bu sebeple düşünmeme, tefekkürüme vesile kitapları ayrı bir seviyorum; zira yaratılış sebebimi düşünmek değerli kılıyor beni.

 Zaman zaman aklıma gelen konulara farklı bakış açısı, vurucu cümleleri etkiliyor belki de beni. Mesela şöyle bir girişle başlaması;

* "Düşmek deyince 'internet bağlantısının kopmasını', yükselmek deyince 'dolar kurunun fırlamasını' anlıyor zamane.


* Kalamış'a bir tatlı huzur almaya gidenlerin kendilerinde nüve halinde bulunan huzuru bulmalarına yardımcı olmzktan öte vereceği bir huzuru yoktur mekanın. Yani, mekan bizim aynamızdır, bizi bize gösterir."

* Her israf günah, her günah israftır.


Tefekkürlü okumalar diliyorum.

25 Şubat 2012 Cumartesi

Hayallerden Fırlama

 Hani 'Aa ne güzel yapıyorsun.' diye iltifat eden herkese yapmak istersin ya yaptığın şeyden, ve dahi bir de sevdiklerindense bu insan. İşte benim de böyle uzuun zaman önce verdiğim bir söz vardı. Nihayet gerçekleştirip, sahibine ulaştırabildim.
 
  Halam bu tişörtü boyarken 'Senin bu kadar çizim kabiliyetin varmıydı yaHu?' dedi, ben de 'Bilmem :)'. Annem de 'Ortaokulda zorunlu yapardı istemeden ama, güzel yapardı.' :) Ortaokulda tek sevmediğim hocalarım resim ve bedendi. Tamam tuhaf bir çocuk olabilirim, ama onların da bu durumda en az benim tuhaflığım kadar payları vardı bence. Beni  şuradaki olayın dışında tek ağlatan hocamın resim hocam olmasına ne dersiniz? Sanatla ilgilenen insan ruha hitap eder sanırdım, oysa ki. Hal böyle olunca sevememiştim resim yapmayı. Neyse ki, kendi kendimi keşfetmeyi seviyorum.
  Ya böyle hocalar yüzünden kabiliyetsiz olduğunu düşünen çocuklar ne olacak?
  Velhasılı kelam gelelim tişörte;






Hayalleriniz eksik olmasın.
Sevgiyle kalasınız :)

22 Şubat 2012 Çarşamba

'Japon Yapmış' Diyorlar Bizim Oralarda

 Şu gün görüldüğü üzere uzuuun zaman önce okuduğum Japon Yapmış/Onur Ataoğlu'ndan konuşalım istedim biraz. Zira sevdiğim kitaplardan bahsetmeden geçemiyorum.

 Giriş yazısında başlayan samimiyet kitabın sonuna kadar devam ediyor emin olabilirsiniz. Daha önce hiç gezi kitabı okumamış biri olarak 'her gezi kitabı böyleyse, bir sürü gezi kitabı okumak istiyorum.' dedim kendi kendime :)  Ve kitap bittiğinde Japonlar hakkında çok şey biliyormuşum havasına girdim, zira daha öncesindeki bilgim çok kısıtlıydı, ve O.Ataoğlu farklı kategorilerde tüm özelliklerini anlatmıştı. Ve içim daha bir ısındı sanki Japonlara, her ne kadar O. Ataoğlu 'tuhaf''lıklarını ve 'çelişkileri'ni -ifade edilebilecek en eğlenceli şekilde- dile getirmiş olsa da.


  Twitter'a kitabı okuduktan sonra "Bu kitabı okurken ara ara 'Japonlar başak burcu mu ki?' diye düşünmeden edemedim." yazdığımda, Onur Ataoğlu kötü bir anlamda yazdığımı düşünmüş olacak ki; 'Neden böyle düşündünüz bilmiyorum ama, hepsi başak değil emin olun.' gibi (tam ifadeyi hatırlamıyorum, affola) bir şey söylemişti. Neden böyle düşündüğümü ise daha sonra açıklayacağımı söylemiştim. Böyle söyleyince de çok mühim şeyler söyleyecekmiş gibi oldum tüh!

 Baştan söylemeliyim ki bu çıkarımlar sadece bir başak dikkate alınarak yapılmıştır; ki bu başakın Delibu! olduğunu biliyorsak, dikkate almaya değer değil, eğlenmelik şeyler olduğunu anlayabiliriz. Zaten Onur Ataoğlu da 'Japonya ve Japonlar hakkındaki her yargının tersi de doğrudur.' dediğine göre devam edebilirim :) Anlaştıysak eğer;

 * '..dört mevsim konusunda Japon milleti biraz takıntılıdır. Herhangi bir 'dünyalı' ile tanıştıklarında, ilk sorularından birisi "Bizde dört mevsim var, ya sizde?" şeklindedir.' cümlesindeki 'takıntı' zaten başak özelliği. Düzen, ne bir eksik, ne bir fazla olma durumunu seven başak; 'dört mevsimi düzeninde, hepsini de yaşıyoruz çok şükür.' :)


* '..kusursuz olmaya çalışmak, kusurların en büyüğüne sebep olabiliyordu.'  Başakların bir anlamada iyi, bir anlamda kötü özelliği 'kusursuz olmayı istemek, ince eleyip sık dokuyarak bir işi yapmak'. Zaman zaman beni hayal kırıklığına uğratan şey. Japonlardaki bu his de bana bunu düşündürdü.


* 'Bir başarısızlık, yenilgi, utanç karşısında kendi canını bu kadar kolay alabilen bireylerin yaşadığı başka bir toplum yoktur sanırım yeryüzünde.' Başaklar da ufacık bir sebepten ötürü kendini çok üzebilir. Kendimde de fazlasıyla hissettiği bir özellik, yine bazen beni üzen. 


* 'Hangi çiçeğin hangi tarihte açacağı belirlenmiştir, ilan edilmiştir. Yağmur sezonunun bitiş tarihi bellidir; o günün ertesi bardaktan boşanırcasına yağmur yağsa da insanlar evden şemsiyesiz çıkar.' Aynen böyle, başaklar için de bazı şeylerin keskin sınırları vardır; 'azıcık' kuralcıdırlar. Ben mesela kış tam bitmeden kolay kolay kabanımı çıkarmam, içine ince giysem de; ama ilkbaharlık kıyafet giyersem de kolay kolay kaban giymem tekrardan :) -Tamam komik.-


  Böyle giderse tüm kitabı yazma korkumdan, ve belki de başka biri okurken de kendinden(başka burc) bir şeyler bulabileceğinden dolayı bu bahsi burada sonlandırıyorum. Yani Japonların hepsi başak burcu değil :)




Daha fazlasını merak ettiyseniz okuyun o zamaan.
Keyifli okumalar.