RamazanNotları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
RamazanNotları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Temmuz 2014 Pazartesi

[RamazanGüncesi'1] Ramazan Coşkusunu Artırma Çabaları

Esselamü aleyküm;

'Ademoğullarının bütün amelleri kendileri içindir. Fakat oruç böyle değil. O benim içindir ve mükafatını (sadece) ben bilir ve veririm.'


  Ramazan-ı şerif hep duygularımı coşturan ve kalemimi yazdıran olmuştur. Özellikle bir kaç yıldır huy edindiğim Ramazan Notları yazma seramonilerime çokça şükrediyorum şimdilerde. Ramazan notları tutmanın en güzel yanı ise her okuduğumda o Ramazan coşkusunu hissederken, 'Eski Ramazanlarım nasıl geçmiş, şimdiki Ramazanım nasıl geçiyor?' muhasebesini yapabilmem. -E Ramazan en kutlu misafirimiz değil mi nihayetinde, her yıl daha güzel ağırlayalım ki; sonraki gelişi daha coşkulu olsun.-
   
   Zaman zaman aklıma geliyor; keşke çocukluk Ramazanlarıma dair bir anı defterim olsa da, şimdi önümde açılsa ve okusam. Zihnimi yokluyorum sık sık, çocukluk Ramazanlarıma dair anıları hatırlayabilmek adına. Hiç hafızamdan silinmeyen anılar var şüphesiz; Ramazan deyince gözümde canlanan o zamanlara ait sahneler.
Sahura çağrıldığında içeriden gelen çatal kaşık sesleri, davulcunun sesini duymak için 'anne beni erken uyandır' yalvarmaları, mukabeleye giden en küçük olmam ve teyzelerin beni sevmeleri, kış Ramazanları... -uzun uzun anlatmayı sevdiğim anılar-



  Eve girince de Ramazan hissedilsin istiyorum, halimiz ahvalimiz zaten Ramazan halini yansıtmalı da, evde de bir esinti olsun diyorum. İlk mahyamı yapıyorum bu düşünceyle. Kadim zamanlarda mahya yapımı pek zormuş, mahyacılar epey zaman uğraşırlarmış hazırlamak için; bizimki öyle olmasa da ben de evimizin mahyacısı oldum. Baktıkça yüzümü gülümsetiyor. 

  Bu ay öyle kutlu bir ay ki; işte böyle insanı halden hale koyuyor. Ne yapsam, ne etsem hali en güzel hallerden. Ve diyorum ki; Rabb'im bizi bizden iyi biliyor. Her yıl böyle bir aya sahip olmak, tazelenme sebebi; aslında Rabb'in kullarına her daim daha fazlasını yapabilirsiniz deme biçimi benim tahayyülümde. Daha fazla Kur'an-ı Kerim okuyabilirsiniz, bir ayda hatim yapabiliyorsunuz. Zaman zaman yatsı uzun gelir, oysa siz 33 rekat kılabiliyorsunuz. Açlığa tahammülünüz bakın ne kadar fazla, aslında çok yiyorsunuz. Ve daha bir çoğu. Kendimizi tanıyoruz her yıl yeni baştan,ve kendimizi aşıyoruz.

   Güzeli anlattıkça güzelliklerin artacağına inananlardanım. Bu demek değil ki; kötülükler bitecek. Kötülükler her daim var, İsrailin her Ramazan yaptığı zulümün artması gibi. Gönlüme dokunuyor, ancak dualarımıza dahil etmekten fazlası var mı bilmiyorum. Dualarımız Filistinsiz olmasın.

  Ramazan coşkumuz eksik olmasın.
Dualı Ramazanlar.
Ramazan'17 1435

Hamiş* Bana instagramdaki yazıların çok kısa deyip sitem eden, yazmama vesile olan kardeşyarımdır, demeden edemedim. Var'olsun.


21 Temmuz 2013 Pazar

[RamazanMutluluğu'3] & Haneler

Bereketli haneler,
Neşeli haneler,
Kalabalık haneler,
Huzurlu haneler,
Mis kokulu haneler,
Büyük haneler.
Dost haneler.

'Hanenizde oruçlular iftar etsin! Sofranızdan ebrar (salih insanlar) yesin! Melekler de size (rahmet ve mağfiret) duasında bulunsunlar!'
[Ebu Davud, Et'ıme 54]

 Aşina olduğum fakat pek kullanmadığım 'hane' kelimesini çok severim. Kelimelere sevgim şüphesiz çağrıştırdıklarından. Hane kelimesinin çağtıştırdıklarını düşündüm; evin halkı, kendine özgü rayihası, misafirlerin giderken gözünde canlanan yemekleri/sofraları, istemsizce uyulan kuralları ve farklı anlamalar ifade eden özel günleri.. Farkettim de; 'bizim hane' ifadesinin barındıkları ne çok.

 Her şeyi kendine özgü olan hanelerin Ramazanı güzelleştirme çabaları da farklı.
 Bizim hanenin Ramazan güzelliği; her defasında komşularımızın eve sığdırdığımız insanlara hayret ettiği büyük iftarlarımız. Annem zaten 'atom karınca' diye anılır da, bu özelliği Ramazan da iyice belirginleşiverir. Kalabalık iftarlarımızda misafirlerimiz bizim haneye özgü yemekleri beklerler, Ramazan gelmeden tembihler başlar; 'Ben kasaba pilavından isterim, ben mantını özledim, paça çorbasından başka çorba yapma.'

 Beni en çok mutlandıran;
 Yaz nimetinin güzelliğiyle yapılan bahçe iftarlarımız.


Beni en çok gülümseten;
Şüphesiz ananem.
'Edaa gızıım icuk gel hele. Senden bi' şey isticem' derken ben anlarım da ne diyeceğini, o baş parmağıyla işaret parmağını birleştirip ağzına götürür. Ben de mutfağın yolunu tutarım. Kahve müptelası ananeciğim.


Beni en çok hüzünlendiren;
Mahallenin yalnız büyükannelerine yaptığımız iftar. Davete yalnız icabet etmek zorunda olmaları, hastalıklarından ötürü tereddütle yemeleri, geçen sene iftarda olan bir tanesinin 'Seneye anneni de çağır.' diyerek ayrılması, ve seneye -yani bu sene- artık çağrılacaklar listesinde olmaması.
Tüm bunlara rağmen hala dünyaya olan bağlılığımız ayrı bir hüzün sebebi.

Bugün Ramazan'13 ve biz sadece Ramazanın ilk 2 günü çekirdek aile olarak iftar yaptık, şükürler olsun.

Misafirli sofralarınız olsun.
Duamız eksik olmasın.
Ramazan'13 1434

18 Temmuz 2013 Perşembe

[RamazanMutluluğu'2] & Zaman Tanzimi

   Ömrümüzden Ramazanlar geçiyor.
   Biri gelip diğeri giderken bize ardında neler bırakıyorlar, şöyle söylemeliyim; biz onların hangi güzelliğini hayatımızın köşelerine yerleştirebiliyoruz?

Evet o şeffaf kutu sevgili ÖSYM'nin bizlere armağanı olan kutu.

Her Ramazan sonrası düşünürüm; bu Ramazan'ın diğerlerinden farkı neydi diye. Alışkanlıklarıma ekleyebildiğim yenilikler mutluluk verirken, yapmayı isteyip yapamadıklarım hüzünlendirir. Oysa Ramazan hayatımıza katacağımız yenilikler için en güzel zamanlardan biridir. Çünkü rutindir Ramazan. Rutinliklerin çoğu zaman canımı sıkmasının aksine, Ramazan'ın rutinliği huzur verir. Sahur seramonileri, aynı saatlerde yemeler, Teravih saatleri, günün bölünmüşlüğü.. İşte tam da bunu söylemek istiyorum, bu rutinliklerin arasına yeni alışkanlıkları katmak bir nebze daha kolay diyorum. 

 Yine productivemuslim.com'da dolanırken, 'productive Ramadan' videolarıyla karşılaştım; karşılaşmayı istediğim şeyi bulmuşcasına sevindim. Ramazana başlarken iki tip müslüman örneği pek hoşuma gitti. Diyordu ki; bir A kişisi olsun bir de B kişisi. A kişisi Ramazan başlangıcında 'Kur'anı hatim edeceğim, yardımda bulunacağım, çocuklara bir şeyler öğreteceğim, namazlarımı zamanında kılacağım' gibi detaylı bir niyet ederken  B kişisi 'Güzel bir Ramazan geçireceğim.' demekle yetiniyor. Hangisinin daha verimli bir Ramazan geçireceğini kesitrmek zor olmasa gerek. 

“Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır...”[Buhari]

Ramazanın ilk 10 gününü geride bırakmış olsak da arda kalan zamanı daha verimli değerlendirebilmek adına detaylı bir niyetim/iz olsun istedim. Elimize kalem kağıdı alıp, neleri eksik yapıyoruz, neleri artırmalıyız düşüncesiyle bir liste olurşturalım, ve bu planın her gün ayrıca detaylanmasına niyet edelim diyorum ben. Bu plan neleri içerebilir:

Sahur Vakti:
- Teheccüd ibadeti Ramazan dışında beni zorlayan ibadetlerden açıkçası. Ama sahura kalkıyor olmamız bunu çok kolaylaştırıyor, bu alışkanlığı yerleştirebileceğimiz bir Ramazan olur inşAllah.
- Kur'an-ı Kerim okumamızın bir kısmını bu vakitte yapabiliriz, gün içinde başka şeylere vakit ayırırken sıkışabiliyor, hem sahurdan sonraki vaktin sessizliğini seviyorum ben.
- Dua ve istiğfar

Gün İçinde:
- Zikir/Tesbih/Esma-ül Hüsna gibi ibadetler başka işlerimizi hallederken bile O'nunla meşgul olabilmek adına güzel şeyler.
- Zamanı bölmek [productivemuslim'de bunu özellikle vurgulaması dikkatimi çekti, yaptığımız ibadeti hissedebilmek için önemli aslında] yaptığın şey için bir vakit belirleyip o zamanı sadece ona ayırmak. 
- Evvabin ve Duha-kuşluk- gibi nafile namazları tam kılamıyorsak, bu konuda daha hassas olmak.

Herkesin eklem yeri kadar sadaka vermesi gerekir. Sübhanallah, Elhamdülillah, La ilahe illallah veya Allahü ekber demek birer sadakadır. İyiliği tavsiye etmek, kötülüğe mani olmaya çalışmak birer sadakadır. İki rekat kuşluk namazı kılmak ise bütün bunları karşılar. [Müslim]
-Duha namazı sabah keraat vakti çıktıktan, öğle ezanı okunmadan 45 dk öncesine kadar kılınabilir.-

"Kim akşam namazından sonra aralarında kötü bir şey konuşmaksızın altı rekat namaz kılarsa, (kıldığı bu altı rekatlık namaz) onun için on iki senelik ibadete denk kılınır." (Tirmizi-Salat, 431)

- Kitap okumalarımızı daha ruhumuza hitap eden şeylerden seçebiliriz.


İftar Vakti:
- Öncesinde biraz halsizleşeceğimizden güzel programlar izleyip, not tutarak geçirebiliriz.
- Sofrayı hazırlamak bir şükür vesilesi zaten :)

Teravih:
- Ben teravih namazını farklı farklı camilerde kılmayı seviyorum. Bir önceki seneden daha çok camiide kılma hedefi koyarım kendime. Farklı hocaların ses tonları, farklı dualar, ve farklı mescidlerin bize şahitliği düşüncesi hoşuma gidiyor.

O'ndan alıkoyacaklara uzak, O'na her zamankinden daha yakın olduğumuz bir Ramazan olsun inşAllah!
Şükürlü, tefekkürlü iftarlarımız olsun.
Ramazan'10 1434

14 Temmuz 2013 Pazar

[RamazanMutluluğu'1] & Bir Selam


Aylardır bu başlığı yazmayı ve bu günü beklerken.
Bir kpss -key pi es es diye bahsederek sevimlileştirmeye çalıştığım- hali iyisiyle kötüsüyle bitmişken, hayırlar olsun diyoruz ve bu faslı geçiyoruz.

Gelin biz 'Yine gel kalplerimize huzur getir olur mu?' diyerek uğurladığımız Ramazan'ın misafirliğinden muhabbet edelim. Kıymetini bilmek için neler yapabilirizden, iftarlarımızı nasıl bereketlendirdiğimizden, kimleri dualarımıza dahil etmeliyizden bahsedelim. Teravihlerimizi hangi ifil ifil camiide kıldığımızdan, gönlümüzü de serinletebiliyor muyuzdan, 'ben minikken Ramazan' temalı anılarımızdan da bahsedebiliriz sonra. Velhasılı kelam kalplerimize biraz daha dokunalım hep birlikte diyorum.

Anılar biriktirdim yine, paylaşılmayı bekleyen.
Yazmak diyorum, güzel şey.

E o zaman bereketli ve misafirli iftarlar olsun **


**Ramazan'6 1434

16 Ağustos 2012 Perşembe

Ramazan Gitmeden Ramazana Mektup

Sevgili Ramazan;

 'Sen geldin, huzur geldi.' diyoruz ya hani, sebepsiz değil huzurumuz. Sadece Ramazan kelimesini duymak bile huzura sebepken, yanında getirdiğin huzursebeplerin vardı.

 * Teravihlerin vardı mesela. İnsanlar teravih var mı yok mu diye tartışadururken, ve ben nafile bir ibadetin varlığının yokluğunun nasıl tartışıldığına anlam veremezken, teravihe kaçmak en mantıklısıydı. Teravihe giden yoldaki sohbetleri, teravih arkadaşlıklarını ve 'birlik'i teravihe kaçanlar kapacaktı zira. Teravih Enderun usulüyse lezzeti daha da artardı, 4 rekat aralarında okunan ilahilerde 'Merbaha Ya Şehr-i Ramazan' derken heyecanlanıp, 'Elveda Ya Şehr-i Ramazan' derken hüzünlenirdik, kıymetini bir kez daha anlardık.


* Bahçe iftarları yapabildik sayende. Sen olmasan illa ki bir kişi eksik olurdu, ama sen varken kimse başka işle uğraşamıyordu, iftar 'birlik'ti bu yüzden. 


* Sen her yerde ayrı güzeldin sevgili Ramazan şüphesiz, fakat İstanbul'da bir ayrı güzeldin. Üsküdar'da denizi izleyerek iftar yapabilirdik mesela, ve ailemizle yaptığımız iftarlardaki çeşitlere inat tek çeşit yemek yeyip doyulabileceğini anlayabilirdik.


* Mukabelelerin vardı sonra, Kur'anla daha fazla hemhal olmamız gerektiğini farkettiren. O'na kavuştuğumuz aydın sen aynı zamanda, Kadir Gecesi'ni kapsayan. 

* Sen zaten bereket ayıydın da zaten, bilgi anlamında da bereketliydin. Diş kirası gibi  güzel bir geleneği öğrenmek için geciktiğimi farkettirdin mesela. Osmanlı zamanlarında saraylarda iftarlar verilir, ve herkes davetli olurmuş. Misafirlere davetlerine icabet ederek ev sahiplerine sevap kazandırdıkları, mutlu ettikleri için diş kirası adında keseler verilirmiş. Bu keselerde ufak hediyeler olurmuş, fakir olanlara ise altınlar, akçeler verilirmiş. Bu zarif geleneğin bizdeki hali 'kalem' oldu, bence güzel oldu Sevgili Ramazan.

  Sevgili Ramazan; seninle farklılaşan, güzelleşen hayatlarımız var. Bu güzel bir şey olsa da, sen gidince yine farklılaşmayalım diye dua ediyorum. Güzelliklerinin azıcığını bizimle bırakıp gider misin?

Hayırlı iftarlar, teravihler, ukular, sahurlar ^^

Dipnot: Bir 'merhaba' demeli :)



13 Temmuz 2012 Cuma

Ramazana 7 Kala

  * RamazanÖzlemi diyorum; O bizi, biz de onu özledik. Şehirdeki herkes aynı sofraya oturuyormuşcasına coşkuyla hazırlanan sofraları özledik. Birlikteliği özledik.

 * Şabandayız ne mutlu ; Ramazan özlemini sayıklarken Şabanın feyzini unutmamanın duasını da ediyorum. Zira Şaban çok kıymetli, Peygamberimizin ayı, ve Ramazandan sonra en çok oruç tuttuğu ay.

   * RamazanNotları var bir de; Defterimde, blogumda, dilimde Ramazana dair anektodların olmasını özlediğimi söylüyorum zaten ne zamandır. Şu durumda blogumda olmaya başladı bile :)

Vee..

* Haftaya bugün Ramazan! ; Hep daha güzeli, hep daha maneviyatlısı, hep daha tefekkürlüsü, hep daha hislisi için dua vakti artık. Ve başlangıç olması için; tam da şu videoda bahsettiği gibi yeni başlangıçlar için 30 gün yetiyor. Yeni güzellikleri huy edindiğimiz Ramazan olsun inşAllah.

Güzel dualar düşünün ^^
Hoşça bakın zatınıza.

29 Ağustos 2011 Pazartesi

Ramazan Demleri -Son-

  Gidiyordun..
  Bir daha gelir miydin, ya da ben seni bir daha görebilirmiydim bilinmez, bu yüzdendi hüznümün fazlalığı.
  Gidişin hüzündü, bu hüzün bize ağır gelmesin diye Bayram'ı bıraktın ardında. Bayram'ın sevinci, senin gidişinin hüznünü bastırır mıydı muamma. Biri 1000 Bayramı 1 Ramazan'a değişmem derken, ne de güzel söylemişti.
  Sendeki huzurdan birer parça bırakırmıydın diğer aylara da. Tabi ki bu bizim elimizdeydi, ve tek duam buydu.
  Bayram'ı da çok sevdik tabi, senin bize bıraktığın sevilmez miydi?
  Ayrı bir tat bırakıyordu bizde, tadı eksik olmasın.


PS: Hoşçakal 20 yaş sendromu demenin vakti gelmiş an itibariyle :) Üçte bayram mı desem ne desem.

Huzurla kalasınız :)

15 Ağustos 2011 Pazartesi

Ramazan Demleri -4-

RamazanKeyfi'15 ve ardı geliyor..

*Ramazan düzeni her gün bir. Ama ben bu birliği de, sıradanlığı da seviyorum. Bu bildiğimiz bir sıradanlık değil, günlük hayatın sıradanlığından farklı bir sıradanlık, her gününde teravi olan bir sıradanlık, her gününde nefsinle mücadele edilen bir sıradanlık.. Neden isteyeyim ki, bu sıradanlıktan kurtulmayı. İstemiyorum bu sıradanlığın bitip, günlük hayatın sıradanlığına bulanmayı. Böyle olunca Rabb'im günlük hayatımızı Ramazan tadında eylesin, öyle olması için yardımcımız olsun oluyor. 'Asıl Ramazan, Ramazandan sonra başlar.' derler ya, işte öyle..

*Daha hiç bir gün olmadı ki, çekirdek aile olarak iftar yapalım geldiğimden bu yana. Çok şükür Rabb'ime ki böyle iftar sofraları nasip ediyor bana.

* Şu günlerde 'Kur'an'ı size mutsuz olmanız için göndermedik.' -Taha - ayetini yaşayamamanın korkusu sardı yüreğimi. Geçenlerde bahsettiğim konu geldi aklıma bu ayeti okuyunca. Bize gönderilen Kur'an yaşamımız onun etrafında şekillendirip, bu halde asıl mutluluğa kavuşalım diye gönderildi, unutmamalı.

Bol dualı günler diliyorum.
Muhabbetle..

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Ramazan Demleri -3-

  Son yazdığım Ramazan Demleri-2-'de Ramazanın çevremde pek de hissedilmediğinden bahsetmiştim. Şuan ise Ramazan keyfinin ortasına düşmüş vaziyetteyim. Ramazan olduğu için gündüz kafelerin kapalı durabildiği, oruç tutmayanların tutanlardan çok daha az olduğu, davetlerin birbiriyle çakıştığı, kısacası Ramazan havasının püfür püfür estiği yerdeyim.
  Kalabalık iftarların özlemindeyim diye dua ederken, fazla içten etmişim sanırım, ki geldiğimden bu yana(cumartesi geldim), cumaya kadar gel-gitlerle dolu bir davet programımız var :) Daha ailemle yalnız iftar yapmadım yani, çok şükür demeli. Annem yoğun hatundur demiştim sanırım, iftar programları ona sorarak hazırlanan bir anneye sahibim.

----

   Ramazanı sevme sebepleri arasında kalabalık iftarların yanında, TV'de Ramazan dışında her zaman bulamadığımız ruhumuza hitap eden programların varlığını da unutmamak lazım. Tabi bunlar iftara doğru, ya da sahur vakitlerinde yoğunluk yaşasa da, varlar en azından. Peki neden sadece Ramazanda böyle bu durum? Bizim Ramazan dışında böyle güzel programlara ihtiyacımız yok mu? Geçenlerde arkadaşımla TV programlarını eleştirirken, bana sorduğu soru geliyor aklıma; 'Biz toplum olarak basit şeyleri izlediğimiz için mi TV'de basit programlar dolu, yoksa TV'de basit şeyler bize sunulduğu için basit şeylerden hoşlanmaya mı başladık?' .

   Benim ilk tepkim; biz basit şeyleri tercih ediyoruz olmuştu. Gişe rekorları kıran filme bakarak bunu anlayabiliriz. Kimse zorlamıyor, o basit esprili filmi izleyin diye ama, o kadar çok izleyeni var ki. Ya da sosyal ortamlarda izlenen videolara, beğeni sayısı yüksek sayfaları bakıldığında da bun daha iyi anlıyorum. Ve üzülüyorum, tıpkı arkadaşımın 'Ama o kadar basit olmamalıyız!' diyerek hayal kırıklığına uğraması gibi. Sonra biraz diğer perspektiften bakayım diyorum; biz tercih ettikçe bize sunulan basit programlar var. Ama küçükleri düşündüğümde, bu kez onlar hep o basit programlara maruz kalıyor diyorum kendi kendime. Annesi X dizisini izliyor, o da onu izliyor; abisi X filmini izliyor, o da onu izliyor. Ve bu basite olan ilgi, masum çocuğa istemsiz geçmiş oluyor. Onun açısından bakınca, o çocuk ona sunulan şeyleri sevmeye başlıyor. Sonra bu çocuğu kim suçlayabilir, sen belgesel izlemeyi tercih etmiyorsun diye?

 Bu döngüye son vermeli tabi ki, luzümsuz programları tercih edenler arasında olmamalı en azından, kaliteli olanları talep etmeli. Ki bize daha kalitelileri sunulsun. Ramazanı hissedebileceğiniz programları izleyedurasınız :)

Peki sizce hangisi? Biz talep ettiğimiz için mi onlar var, onlar olduğu için mi biz talep ediyoruz?

Ramazan keyfiniz hiç bitmesin inşAllah..

5 Ağustos 2011 Cuma

Ramazan Demleri -2-

  Ramazan Keyfi'5 diyorum ben kısaca.

 Ramazan 'keyfi' diyorum; hiç canım sıkkın değil mi? Hayır tabi ki. Canımın sıkkın olduğu şeyler var, ve bu halde 'O(c.c.)'ndan gelen her hale eyvAllah!' diyebildiğim için 'keyif' diyorum. Ramazan'ı kendi içimde yaşamaktan öteye pek geçemedim henüz. Şöyle ki, en çok Ramazan'ı hissettiğim yer twitter, bloglar, bulunduğum çevreyi siz düşünün. İstanbul'da Ramazan bir başkadır. Evet öyle ama, ne yazık ki her yerinde aynı durum geçerli değil. Ben şu halde sadece ailemle Ramazan'a özlem duymaktayım, ki yarın gidiyorum yanlarına inşallah.


Annemin iftar programı çok yoğundur, orada olduğumda benim de öyle oluyor dolayısıyla. Çok da severim gitmeyi de, davet etmeyi de. Burada sınavlarımız olduğu için sadece bir gün dışarıda birlikte iftar yapabildik. Fotoğraf da çay içtiğimiz yerden. Diyeceğim o ki birlikte yapılan iftarları da özledim. Anneme cumartesi gelicem, pazara davet yapabiliriz dedim :)

Ramazan keyifleri benden böyle.
Umarım sizin Ramazanınız çokca güzel şeyler hissederek geçiyordur.
Duayla kalın e mi..?

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Ramazan Demleri -1-

   Blogumun başlangıcı Ramazan'dı, öyle olsun istemiştim. Ramazan Notları yazarak başlamıştı blog hikayem, bu sene de Ramazan Demleri olsun istedim, bismilllah diyeyim o halde!
   Ne denirse densin, RamazanKeyfi'm diye bir şeyim var benim, farkını hissediyorum, ve bu huzuru çok seviyorum :)
  *Bir sakinleşiyorum, bir masumlaşıyorum sanki. Beni üzecek dünyalık şeylere fırsat vermemek için kendimde daha çok güç buluyorum.
  *Sadece ben değilim ki değişen, bu yüzden de güzelsin Ramazan. Etrafımdaki insanların sakin hallerini de seviyorum, belki herkese uğramıyor bu hal, uğraması için uğraşanları seviyorum..
  *Bir de herkesi ortak bir noktada toplamanı seviyorum Ramazan. Mesela bugün herkes senden konuşuyor, sahur diyor, açlık diyor, O'nun rızası diyor.
 *Sonra hep birlikte kurulan sofralara sebep olmanı seviyorum Ramazan. Babamla yemek yememi sağlamanı seviyorum. Geceye kadar işte durması gerekse de senin sayende ara verebilmesini seviyorum.
 *Teravi fasıllarını, teravi sonraları yürüyüşleri, muhabbetleri sadece sen varken yapabiliyorum mesela Ramazan.
 *Sen ne güzelsin, hep gel bize olur mu Ramazan. Keşke senede bir kere değil de, ara ara gelebilsen. Seni çok özlüyoruz Ramazan :)

 Şimdi seninle olmanın keyfini çıkarmalıyım.
 Ramazanımız hayr olsun inşallah.
 O'nunla olasınız, bolca duayla :)
 

22 Temmuz 2011 Cuma

Toparlan, Huzur Ayı Geliyor.

 Takvime bakıyorum..
 10 gün var Huzur Ayı'na diyor. Heyecanlanıyorum. Düşünmeye başlıyorum sonra; 'Hazır mıyım?'.
 Hazır mıyım, 11 Ayın Sultanı'nı karşılamaya,
 Hazır mıyım, midemi yemekten arındırıp rahata kavuşturduğum gibi, tüm uzuvlarımı günahtan arındırıp huzura kavuşturmaya,
 Hazır mıyım, her gününe ayrı sevap verilen Tera
vih namazlarını kılmaya,
 Hazır mıyım, dünya meşgalesine kafayı takmamaya, tüm derdimin O'nun rızası için bir şey daha fazla yapmak olmasına,
 Hazır mıyım, Sabr'ı bir kere daha öğrenmeye çalışmaya,
 Hazır mıyım, vicdanımla baş başa kalmaları artırmaya,
 Hazır mıyım, ya hayır konuşup, ya da susmaya,
 Ya peki hazır mıyım, O'nun istediği bir mü'min olarak Ramazan'ı karşılamaya.

  Sonra birden boğazım düğümleniyor.. Bunlar sadece Ramazan'da yapmam gereken şeyler değil ki diyorum. Niyet ediyorum sonra; bu Ramazan bunların hepsini ve daha fazlasını yapabilmek için başlangıç olsun Ya Rabb'im! Rabb'im beni duyuyor yine, ve diyor ki;
'Siz bana dua edin, ben de duanızı kabul edeyim.'(Mü'min,40/60)
  
 Vakit Cuma'dır, cumamız hayrolsun.
 O'nun rızasından ayrılmama duasıyla..


21 Aralık 2010 Salı

Ramazan Notları -3-

   Ramazan’ı uğurlarken…
   Hiç bitsin istemiyorum Ramazan, doyamadım desem yeri midir bilmiyorum. Ramazan atmosferinde her şey bana güzel. Bazı durumları daha kolay, abartmadan atlattığımı hissediyorum sanki, insanların daha masumlaştığını, TV programlarında ruhuma hitap eden şeyler bulabildiğimi, huzuru hissettiğimi hissediyorum. Ama Ramazan’ın bitmesi bunların da biteceği anlamına gelmemeli sanıyorum, belki de maharet burada başlıyor. Her şey, herkes müsait olmadan da o atmosferi yakalamak düsturumuz olmalı. Bitiyor derken de son 10 gününe girdiğimizi farkediyorum. Ve peygamber efendimizin “Siz Kadir gecesini Ramazan’in son on günü içerisindeki tek rakamli gecelerde arayiniz.”sözü aklıma geliyor. O bin aydan daha hayırlı olan geceyi, Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı geceyi arama çabalarımız başlamalı diyorum. Bu arada bu yıl Kur’an-ı Kerim’in indirilmesinin 1400. yıl dönümü, bunu da hatırlatmış olayım. Peygamber efendimiz bu gece hakkında diyor ki: “Kim Kadir Gecesi’nde inanarak, ihlas ile o geceyi ibadetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır.” O halde Ramazandaki şimdiye kadar yaptıklarımızdan daha fazla dua etmeli. Geçen internette bir kişinin ‘Bu müslüman kesimi anlamıyorum, kandil gecelerinde günahların affedileceğini söyleyip duruyorlar, hani islamda ‘günah çıkarma’ yoktu?’ yazdığını gördüm, acı bir tebessüm belirdi yüzümde. İslamı anlamayanların atıp tutmakta üstlerine yok! ‘Günah çıkarma’ ile ‘tevbe etme’ arasındaki fark anlaşılmıyor ve böyle söylemler ortaya çıkıyor sonrasında. Tabi ki tevbe etmek sadece bu günlere özgü olmamalı, böyle olduğunda islamı anlamayanların o söylemleri de haklı olabilir; fakat böyle geceler bize hediye edilmiş gibi düşünebiliriz. Rabb’im o kadar merhametli ki, bize hep fırsatlar sunuyor. Normal bir zamanda tevbeleriniz kabul etmem demiyor, ama bazı zamanları fırsat olarak sunmuş ve kabul edeceğini açıkça bildirmiştir. Biz de bu durumda şükretmeliyiz sanıyorum.
    Bol dualı Kadir gecesi/leri duasıyla.

19 Aralık 2010 Pazar

Ramazan Notları -2-

 İftar telaşı..
 Yine annemi bir iftar telaşı sardı ki sormayın. Sabah kalkar kalkmaz oturttu beni mantının başına :) Mantı da çok lezzetli oluyor ama çok da zahmetli,3 saat sürdü..neyse yine daldan dala atlamayı başarıyorum. İftarları çok seviyorum, Ramazana renk katıyorlar, sünnet de zaten ama beni düşündüren iftarlarda yapılan dolu dolu, lezzetli, bol yemekler..Bunda düşündürecek ne var, ne güzel işte diyebilirsiniz. Şu aklıma takılıyor; Ramazan fakirlerin halini anlamamız için bir fırsat diye düşünürken iftar vakti o kadar yemeğin arasında gündüzki halimizi zaten unutuyoruz. Bir tarafta iftar yapacak şey bulamayanlar varken, biz yemek seçemiyoruz, ‘ay şiştim, rahatsız oldum’ diyebiliyoruz.. Sanırım o anda da ilk aklımıza gelecek olan şükür olmalı. ‘Her nimetin şükrü kendi cinsindendir.’     diye düşünecek olursak da şükrümüz iftar yapacak şey bulamayanlara o bizim seçemediğimiz yemeklerden sunmak olur diye düşünüyorum. Bol şükürlü iftarlar..

Ramazan Notları -1-

  Bir Ramazan daha geldi yine, hoşgeldi! Geldi de geçiyor bile, 7 gününü geride bıraktık.. Havalar sıcak, günler uzun oruç tutmak zor derken aklıma sadece midemize değil tüm azalarımıza oruç tutturmamız gerektiği geldi ve bunun daha da zor olduğuna kanaat getirdim..annem hep der kardeşime :’yavrum sadece ağzına oruç tutturma, şunu yap bunu yap’ diye de, öyle duyduğunda insan pek idrak edemiyor :) annem herşeyde çok fazla konuştuğu için mi nedendir bilmiyorum, bazen söylediklerinin tesirini göremiyorum. Nerden nereye atladım, velhasılı kelam orucu tüm azalara tutturmalı diyordum.. işte bunu düşününce her Ramazan sonrası sendromunda olduğu gibi, ‘ah bu Ramazanda da sunları yapamadım, değerlendiremedim’ dememek için birşeyler yapmalı diye düşünüyorum :) bir düşünelim bakalım, en verimli şekilde nasıl değerlendirebiliriz..?