18 Temmuz 2011 Pazartesi

Beş Para Etmezsin Abant!

    Hevesle gittiğim, hayal kırıklığıyla döndüğüm pikniğin ardından..
    Aslında geçen sene dışında her sene gittiğim yerdi Abant Sanırım artık daha eleştirel bakmam hayal kırıklığıma sebepti, ve tabi insanlar.. Pazar günü olmasının sebep olduğu kalabalık ve İstanbul'dan sonra insanların tuhaf bakışlarına alışık olmayışım..
    Otomobille giriş 8 TL. ama ne için veriyoruz bu parayı gün boyunca düşündüm, bir türlü bulamadım. Bu sebeptendir ki, annemlerin kafasını şişirdim akşama kadar 'Doğayı kullanıyorlar, doğadan para kazanıyorlar.' diye. Tuvaletler de 1 TL ama suyu şişeyler alıyorsunuz, abartmıyorum. İki tane cami varmış ama ben göremedim, yani kim bilir bize ne kadar uzaktaydı, abdest alacak yer desen zaten yok. Ve insanların arabalarını kendilerini 5 metrekare çevreleyecek şekilde sıraladıkları, 3-4 masayı birleştirdikleri ve bunlar kontrol edilmediği için yer yok masa yok. Yol çakıl taşlarından oluştuğu için ağaçlar ve biz hep birlikte bembeyaz şekilde vedalaştık.
    Hayır hayır cimri değilim! Sadece verdiğim paranın karşılığını isterdim, daha da gitmem zaten heralde.

  Beni sevindiren tek şey şu tren oldu. Onun sayesinde fayton ve atların pabucu dama atılmış, atları koşturamıyorlar ohhh :)  Biz de çocukları doldurduk bu trene bindirdik :)


Baksanıza yazık değil mi şu ata? Yavrusu var, hala para kazanmak için kullanıyorlar.
  

Kuzenlerle adalar turundan(daha sonra bir İstanbul postu hazırlayacağım) sonra, aa burda da tur yaparız diye bir güzel heveslendik. Yapmadık mı yaptık, ama tabi o da ayrı birşeydi. Öncelikle insanların tuhaf bakışları canımı sıktı zaten, 'Aa başörtülü kız da bisiklet mi sürermiş cinsinden bakışlar bunlar.'( anladım ki adalar bisiklet için en ideal yermiş), sonra frenleri tutmamaya başlayan kuzenimin bisikleti ve ardından kuzenimi kontrol için arada duraklayan, duruken ayağımı taştan kaydırıp düşmeyi başaran ben. Dağ bayır inip çıkıp düşmeyip dururken düşme başarısını da gösterdim ya ölsem de gam yemem artık :)


Bisiklet turu hezimetinden sonra, kafamızı dinleyelim gölün kenarına oturalım dedik :) Kardeşceğizimin ayakları..


Kuzencik.



Boykot ettiğim için atsız çektiğim fayton.



PS : Rahat edemediğim ve mutlu olamadığım zaman çektiğim fotoğraflardan memnun olmuyorum, dün de böyle bir gündü.
PS : Bir önceki piknikten sonra post hazırlamamıştım üşenip, o çok güzeldi belki hazırlarım geç de olsa :)

Hoşça bakın zatınıza.

6 yorum:

Gök dedi ki...

fayton cok guzelmiş kırmızı kırmızı :) bazen benimde oluyor böyle bu parayı alıyorlar da niye hiç ortamı iyileştirmek adına harcamıyorlar diye düşündüğüm.. Daha keyifli geziler diliyorum :)

Delibu! dedi ki...

Evet aynen öyle Gök. Teşekkür ediyorum :)

Buket dedi ki...

sana öyle çok katılıyorum ki.doğa yada mekan değil bizi hayal kırıklığına uğratan.insanların bunun üzerinden çıkar oluşturması, bunun çirkinliği.dünde be piyer lotideydim, blogumda da yazdım.hayal kırıklığı yaşadım.manzara, yerden değil, oradaki insanlardan.

K.C.S. dedi ki...

Şu hayvanlara edilen eziyetin hesabını nasıl vereceğiz bilemiyorum.

Delibu! dedi ki...

@Buket Evet haklısın öyle tabi ki, insanların nasıl kullandığı çok önemli. Ne yazık ki, biz birşeyi değiştiremiyoruz ama :(

@K.C.S Evet, cansız varlıkların bile hesabını vereceğimizi bilirken, onları düşünemiyorum..

Sevgiyle..

saliha kübra dedi ki...

biz gayet düzgün kıyafetlerimizle bisiklet sürünce onlara ne oluyor bilmiyorum her yerde var böyle tipler sinir oluyorum. bisiklet aşktır, hayattır kıyafetimiz engeldeğildir. pedallamaya devam yaz kış demeden. (kask da hayati önem taşır belirtmeden edemeyeceğim)offf uzakta okumanın cezasıbisikletimi istiyorummmm