kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Kasım 2012 Salı

Küçük Ağaç'ın Eğitimi / The Education of Little Tree


 Okuyalı çok -baya çok, yaklaşık 6 ay- olmasına rağmen hakkında bir şeyler söyleme isteğim dinmedi. Burada çoğunlukla sevdiğim kitapları yazıyorum, paylaşıyorum. Çünkü bir kitap hakkında olumsuz bir şeyler söylemeye pek dilim varmıyor, kem küm ediyorum günlük yaşamımda sorulursa da. Bir başkasına göre benim beğenmemem kitabın kalitesi ya da içeriği hakkında çok bir şey ifade etmeyebilir çünkü. Velhasılı kelam, bahsedilesi gördüğüm kitaplardan birindeyiz; yazar burada 'Sevdim!' demek istiyor.

  Bu kadar açıklamadan sonra;
  Sadece Küçük Ağaç'ın masum soruları için bile okunabilecek bir kitaptan konuşuyoruz. Evet Küçük Ağaç adında bir miniğin gözünden dünyaya bir bakış. Ama orası başka bir dünya! Çok gizemli oldu, olsun. Bu sebepten kitapta doğallığı, masumiyeti, mekanik hayatın tamamen dışında bir hayatı görmek mutlu hissettiriyor, ve sonra düşündürüyor. Bilgemsi tavrıyla konuşan büyükbabanın sözleri de kitabın önemli kısmını oluşturuyor. İnsanın ve dahi bütün canlıların değerini bilmeyi, onları sevmeyi öğrenen Küçük Ağaç'ın dünyaya zaran veren, kıyıcı insanları anlayamaması normaldi tabi ki. Anlayamadı da. O her şeyi insancıl, içinden geldiği gibi, samimi, duyarlı şekilde yapan bir çocuk olmayı öğrenmişti.

  Ben kitabı okurken bir çocuğa ne kadar çok şeyin öğretilebileceğini, ne kadar olgun bir çocuk olabileceğini ve ne kadar üretken olabileceğini anladım, bunun mekanik bir şekilde, samimiyetsiz olamayacağını da. Sonra zaman zaman aklımda daha önceden TEDtalksda izlediğim/dinlediğim bir konuşma belirdi, eğitimin öneminden ve çocukların nasıl eğitilebilceğinden bahseden:


"Büyükbaba dedi ki anlamak gerekirmiş. Ama birçok insan anlamak istemezmiş çünkü anlamak zahmetli işmiş."
Düşünmeli, faydalanmalı okumalar.
Kitap okunmadan geçen günlerimiz olmasın inşAllah.
Hoşça kalın ^^
Dipnot: Kitabın kapağıyla aynı renkte kalemle altını çizmeyi seviyorum.

 To read in English;
 Although I read the book The Education of Little Tree 6 month ago, I don't restrained my desire to say something about it. In my blogposts I usually write about the books I like, since I don't want to say negative things about any book.

 After some explanations;
 It's a book that can be read only for questions of The Little Tree. It's like looking at the world through the eyes of  a child. The child had learned to love, value the living. The child couldn't understand how a person is chopper, and wasteful.
 The story shows us how a child can be grown up as mature, and productive. While I was reading the book, I remembered Ken Robinson's talk above.

Good readings.

4 Ekim 2012 Perşembe

Yeni Bir Bakış Açısı

..kazandım ÜçYusufÜçRüyaÜçGömlek kitabındaki bir cümle ve devamıyla. Belki bu sebeptendi o kitabın bendeki yerinin ayrı olması. Tek bir cümle bana anlatmayı hedeflediğinden fazla şey anlatmıştı belki de. Kitaplar tam da bu yüzden güzel değil miydi zaten; cümlelerle kendi dünyamıza yolculuk yapıp, cümledekinden fazlasını düşündürebildiği için? Bu cümleden aslında kitabı tanıttığım yazımda da bahsetmiştim.


'Gönlünün akmadığı şeyle sınanmış olmazsın ki!'

cümlesini okuduktan sonra bir kaç kez tekrarladım zihnimde, ve dahi ondan sonraki zamanlarda ara ara. Bilmediğim bir şey değildi, doğaüstü hiç değildi; sadece daha çarpıcıydı! Yeniden düşünmeme vesileydi; hatta yeni bir bakış açısı kazanmama da. 
  
    'Her ibadeti yapabiliyorum da X'i yapmak zor geliyor, o da tam olmayıversin ne yapalım. Her konuda dikkat edebiliyorum da, Y konusunda kendime hakim olamıyorum.' 
..benzeri cümleleriniz olmuş mudur bilmiyorum, benim olmuştur. Ve bunlara cevap olabilecek en güzel cümleyi bulmuştum. Ve o cümle bana diyordu ki; 'Sen ancak o yanlış yaptığını yapmadığında sınavı geçeceksin; diğer yaptığın ibadetlerin sevaplarının toplamı sadece o yapamadığına denk belki de! Çünkü diğer ibadetleri yaparken, ve günahlardan kaçarken zorlanmıyorsun zaten, kıymetli olan kalbinin kötü olana gitmesine rağmen O'nun istediğine gitmeye çalışmak.' diyordu. Sonra dahasını ekliyordu; 'Kalbinin isteğini yerine getirmek mi, O istediği için kalbinin istediğinden vazgeçmek mi değerli? Bunun cevabını bildiğin halde, neden bu hal?' Ve cümlenin devamındaki cümleler ufkumu daha da genişletiyordu.

' Sınanmadığımız günahların masumu sayamayız kendimizi. Sınanıp kaybedenleri görünce de, sırf sınanmayışımızdan yüzünden masum kalışımızı da başkalarını ayıplama gerekçesi yapamayız.' 

 Gönlümüzün aktığı şeyler başka başka olduğuna göre, sınandıklarımız da başkaydı. Bu sebepten herkes sınanmadığından dolayı masum sayıyordu kendini. Gönlünün aktıklarının doğru olduğundan emin miydi ki?

  Çok ince ve derin düşünülmesi gereken bir mevzu hakkında yazdığımı hissettim şu an. Ama beni derinlere sürükleyen bu cümleleri paylaşmadan edemedim. Kitabı okuyalı ve bunları düşüneli çok olmuştu, aklımdan çıkmadı. 
  Tefekkür edebileceğimiz kitaplardan mahrum kalmayalım duasıyla ^^

Dipnot: Dua etmeye devam eder misiniz? :)